| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

HABER29

4 "anne" etiketi kullanan gönderi "anne" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Doğum için ideal yaşta mısınız?

hamile9 Anne olmayı planlarken yasınızı da göz önüne almayı unutmayın. Çünkü hamile kalmaninda ideal bir yası var...

Doğum için en ideal yasin 20–30 arası olduğu belirtildi.          

Konuyla ilgili açıklama yapan Uzmanlar, anne adaylarına uyarılarda bulunarak, 35 yas üzerindeki annelerde problemli gebelik riskinin yüksek olduğunu söyledi.

Doğurganlığın yasla birlikte azaldığına dikkat çeken Uzmanlar “Doğum için en uygun yaslar 20 ile 30 arasıdır. Doğum aralıklarının en az 2 yıl olmasını sağlayarak hem kendinizi hem de bebeğin sağlığını daha iyi koruyabilirsiniz. 35 yas üzerindeki annelerde problemli gebelik riski yüksektir, ancak sağlıklı ve kendine dikkat eden annelerde bu risk azalır. 18 yasından küçük kadınlarda ise ölü doğum ve düşük kilolu bebek doğurma riski yüksektir. Doğurganlık yasla birlikte azalmaktadır. 20 yasında doğum kontrol yöntemi kullanmayan, düzenli ilişkiye giren ve bir çocuk isteyenlerin yüzde 20'si başarıya ulaşıyor. Bu oran 30 yasında yüzde 15'e ve 35 yasında yüzde 10'a iniyor. 40 yasında ise bu oran yüzde 5'e iniyor. Hamilelik hangi yasta olursa olsun risksiz değildir ama yasin ilerlemesi ile bu risk artar.

Bu risklerin en önemlisi Don Sendrom'lu bir çocuk doğurmaktır. Don Sendromu görülme sıklığı anne yası ile beraber artar. Bu risk, anne 20 yasında iken 10 binde 1, anne 35 yasındayken binde 3, anne 40 yasındayken ise yüzde 1'dir. Don Sendromu ve başka kromozomsal anormalliklerin yaslı annelerde daha sik olmasının nedeni annenin yumurtalarının yaslanması ve zaman içinde zararlı madde, kimyasal, röntgen ve enfeksiyonlara daha çok maruz kalmasından olduğu düşünülmektedir” dedi.

Hamile döneminde soğuk algınlıkları ve dengeli beslenmeye dikkat etmeleri gerektiğini vurgulayan Uzmanlar, anne adaylarına su önerilerde bulundu:

“Kadınların çoğu dokuz aylık gebelikleri döneminde hiç değilse bir kez soğuk algınlığına veya gribe yakalanırlar. Çok rahatsızlık verici olsa da böyle hafif bir hastalık gebeliğinizi etkilemeyecektir. Yatarken yâda uyurken nefes almayı kolaylaştırmak için basınızı hafifçe yüksek tutun. Soğuk algınlığı süresince aç kalmanız ne hastalığınıza ne de bebeğe yarar sağlar. Bu yüzden gerekirse kendinizi zorlayın ve iştahınız olsun, olmasın dengeli beslenmeyi sürdürün. Her gün turunçgillerden bir miktar yiyin ama tavsiye olmadan C vitamini takviyesinden kaçının. Bol miktarda sıvı âlin. Ateş, aksırıklar, sürekli akan bir burun vücudunuzda sıvı kaybına yol açar. Ateşinizi doğal yollarla düşürün. Soğuk suyla duş âlin ya da banyo yapın, hafif giyinin. Eğer ateşiniz 39 derece ya da üstündeyse hemen doktora gidin.”

Hülya Avşar annesini kaybetti

hülya avşar Bir süredir akciğer kanseri tedavi gören Hülya Avşar'ın annesi Emral Avşar Amerikan Hastanesi'nde dün gece saat 23.45 sıralarında hayatını kaybetti.

  Acı haberle yıkılan Hülya Avşar gözyaşlarına boğuldu.

ANNESİNI VURAN KIZ

Annesini öldüren Başak’a ömür boyu hapis cezası

31 Aralık 2008
 

Annesini öldüren Başak’a ömür boyu hapis cezası

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğretim üyesi olan annesi Prof. Dr. Ayşe Olcay Tiryaki’yi öldürmek suçundan "ömür boyu hapis" cezasına çarptırılan Başak Aydıntuğ, "Onu hiç kimse benim kadar özlemeyecek. Ömür boyu pişman olacağım" dedi.

ANKARA 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki karar duruşmasında Başak Aydıntuğ, 17 sayfalık yazılı savunmasını verdi. Avukatların, genç kızın olaydan önce kullandığı antidepresan ilaçların "saldırganlık ve öfkeye" yol iddialarının araştırılması talebini mahkeme reddetti.

Son sözleri sorulan Başak Aydıntuğ, cezaevinde, geçmişini gözden geçirme imkanı bulduğunu kaydetti ve annesiyle arasında ne geçerse geçsin, onu sevdiğini ifade etti. Olaydan kendisinin sorumlu olduğunu söyleyen Aydıntuğ, "Temeli sağlam bir ev olmak istiyordum. Beni gökdelen olmaya zorladılar. Görünürde üç evin tek kızıydım ama bir tane bile ’Yuvam’ diyebileceğim evim olamadı. Böylece iki arada bir derede kıvrandım durdum. Şimdi, bütün hayatım boyunca vicdanlı davranmış olmanın cezasını çekiyorum. Çok pişmanım" diye konuştu. Mahkeme Heyeti, Aydıntuğ’u annesini kasten öldürdüğü gerekçesiyle "ağırlaştırılmış ömür boyu hapis" cezasına çarptırdı. Mahkeme, Aydıntuğ’un cezasını duruşmalardaki iyi hali nedeniyle ömür boyu hapse çevirdi.

Çalışan Annenin Sorumlulukları

 


Modern hayat bize pek çok nimetle beraber çok fazla da külfet getirdi. İhtiyaçlarımız arttıkça evdeki masraflar da artıyor ve artık ailede tek kişinin çalışması bütün masrafları karşılamada yetersiz kalıyor. Psikolog Serap Duygulu: “Gelişen teknolojiyle beraber iletişim imkanlarının da sınır tanımadığı çağımızda yeni olan her şeyden haberdar oluyoruz. İhtiyacımızın da ötesinde özeniyoruz. Her şeyin en iyisine sahip olmak istiyoruz. Sahip olmak istediklerimiz artıyor, hayat şartları giderek zorlaşıyor. Üstelik kadınlarımız aldıkları eğitimi çalışma hayatında kullanmak istiyorlar. Bu da artık annelerin de iş hayatında yer almalarını getiriyor.” diyor.

Çalışan kadın olmak

Çalışmaya başladığınız andan itibaren pek çok yükün altına girersiniz ve daha önceden var olan sorumluluklarınız ve görevleriniz de iki katına çıkar.

• Ev içi düzenden sorumlu olmak,

• Bir eş olarak yapılması gerekenler,

• Bir çalışan olarak yükümlülükler,

• Bir anne olarak sorumluluklar,

• Çalışan bir anne olmanın getirdiği suçluluk duygusu gibi, birçok sorunla ve duyguyla baş etmek zorunda kalıp, her şeyin ötesinde anne olmanızın verdiği hassasiyetle karmaşık duygular yaşıyor olabilirsiniz.

Çalışma hayatının içinde yer almanız, elbette ki olumlu bir tutumdur. Aldığınız eğitimlerin karşılığında, bu eğitimlerin gereğini yapmanız ve hayatın, üretimin içinde olmanız, ruh halinizi de olumlu etkiler. Çalışma hayatınızda eğer doğru programlama yapmazsanız, çok ağır sorunlulukların altına girmeniz, size yarardan çok zarar getirebilir. Özellikle bazı durumlarda, “Süper Anne Sendromu” diye bilinen bir sağlık sorunuyla karşı karşıya kalabilirsiniz. İyi bir eş, iyi bir ev kadını, iyi bir iş kadını, iyi bir anne olmak, bazen sizi o kadar bunaltır ki, ciddi psikolojik sorunlarla uğraşmak durumunda bile kalabilirsiniz. Bir kadın olarak genelde mükemmeliyetçi davranmaktan vazgeçmezsiniz, ancak bu kadar çok iyi şeyi bir arada yapabilmenizin de gerçekten zor olduğunu unutmamalısınız.

Çalışan anne olmak

Çalışmak, hayat şartlarının giderek zorlaşmasından dolayı zaten yeterince ağırdır, üstelik siz aynı zamanda bir anneyseniz, çalışan bir anne olmak daha da zor olur. Bir kadın olarak günlük hayattaki sorumluluklarınız belli bir sınırdayken, anne olunca durum biraz daha sıkıntı verici olur ve sorumluluklarınız artar. Söz konusu çocuklar olduğunda, her an beklenmedik kötü sürprizlerle karşılaşabilirsiniz. Gün içinde gelen telefonla çocuğunuzun ateşinin çıktığını ya da okulda sorun yaşadığını öğrenmeniz, paniğe kapılmanız için yeterli olabilir.

• Anne olmak, kötü sürprizlere asla hazırlıksız olmamaktır.

• Anne olmak, hayatınızın tam orta yerinde yer alan yavrunuza, gönüllü olarak yönetimi teslim etmektir.

• Anne olmak, her şeyden ve herkesten önce, canınızdan can verdiğiniz bir başka varlığa hayatınızı adamaktır.

• Anne olmak, çocuğunuzun en iyi şekilde yetişmesini sağlamaktır.

Eğer çalışan bir anneyseniz, hem ev hem de işle ilgili olarak ciddi sorumluluklar taşımakla birlikte, asıl sorumluluğunuzu çocuğunuza karşı hissedersiniz. Hatta bazen bu sorumluluk sizde bir başka olumsuz duyguyu da beraberinde getirebilir ki, o da suçluluktur.

Suçluluk duygusu

Çalışan bir anne olarak, çocuğunuzla vakit ayırmakla ilgili genellikle sorunlar yaşarsınız. Bu sorunlarla başa çıksanız da çıkamasanız da, ağırlıklı olarak yaşadığınız, panik ve suçluluk duygusudur. Özellikle, çocuğunuzun doğumundan kısa bir süre sonra işe dönmek zorunda kaldıysanız, suçluluk duygusu içerisine girersiniz. Tam tersi bir biçimde çocuğunuz doğduğunda çalışmayıp, sonradan çalışmak zorunda kaldıysanız da bu duyguya kapılabilirsiniz. Elbette zamanınızın çoğunu çocuğunuzla geçirmek varken işe başlamanız ve uzun sürelerle ondan ayrı kalmanız çok sevimli bir durum değildir, ancak bu duyguyla başa çıkmanın yollarını bulmanız gerekir.

Eğer çalışan bir anneyseniz;

• İşten eve dönüşlerinizde trafik ya da yoğun çalışma saatleri nedeniyle ortaya çıkan gecikmeler ve buna bağlı olarak oluşan stres,

• Eve dönüşlerinizde önceliğinizi alışverişe ve yemek pişirmeye vermeniz,

• Bu sürelerde çocuğunuzla yeteri kadar ilgilenememeniz,

• Eve döndüğünüzde aslında çok yorgun olmanız ve dinlenme için fırsat bulamamanız,

• Genellikle sizin yükünüzü paylaşacak insanların, sadece çocuk bakımıyla ilgileniyor olmaları ve ev düzeninde bütün yükün yine sizin sorumluluğunuzda olması,

• Çocuğunuzun yetiştirilmesi sırasında ve ev içi görevlerde eşinizin çok aktif olarak rol almaması,

• İşiniz konusunda yerine getirmeniz gereken yükümlülüklerin başkaları tarafından çok ciddiye alınmaması ve gerekirse işten ayrılmanızın bekleniyor olması gibi sorunlar yaşayabilmeniz çok normaldir.

Burada size yüklenen bütün görevlerin dışında, size verilen asıl mesaj “İyi bir anne ol, hatta gerekiyorsa çalışma”dır. Eğer ki koşullar nedeniyle çalışmak zorunda kaldıysanız, bu sefer siz suçluluk duygularıyla mücadele etmek zorunda kalırsınız.