| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

HABER29

24 "haber" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"haber" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Öksürük deyip geçmemeli...

öksürük Öksürük, hava yollarını açtığı için aslında faydalıdır, ama uzun sürdüğünde zararlı olabilir. 21 gün sonra öksürüğünüz hâlâ geçmediyse doktora başvurun

Bundan önceki yazımda, Dr. Murat Kınıkoğlu ile gelişmesinde çoklukla sigara içmenin önemli rol oynadığı KOAH denen akciğer hastalığı hakkında konuşmuş ve Dr. Kınıkoğlu’nun anlattıklarını nakletmiştim. Bugün de o yazının devamı olarak öksürük deyip geçmemek lazım geldiğini anlatıyor  Dr. Murat Kınıkoğlu. İşte anlattıkları....
Öksürüğü, yeni başlayan öksürükler ve kronik öksürükler olarak ikiye ayırarak anlatmak uygun olacaktır. Örneğin salı günü bahsettiğim KOAH hastalığının öksürüğü kronik bir öksürüktür, hastalar günler, aylar, yıllar boyu öksürmekten şikâyet ederler. Buna karşılık son günlerde salgın olan gribal enfeksiyonlar ise bir iki hafta süren ve çoğunlukla kendiliğinden geçen öksürüğe neden olurlar. Yeni başlayan (akut) öksürükten kastımız daha önce olmadığı halde (son birkaç hafta) içinde ortaya çıkan öksürüklerdir.

Öksürük şurubuna sarılmayın

Öksürük, ciğerlerimize hava akışını sağlayan yollarda oluşan herhangi bir irritasyona yani tahrişe bağlı olarak meydana gelir. Bazen de hava yolumuza bir şey kaçar, bazen burundan veya genizden bir akıntı aşağıya inince onu çıkarmak isteriz. Öksürük hava yollarının açılması amacını taşıdığı için aslında yararlıdır, ama uzun süreli öksürükler zararlı olabilirler. Bu tip kronik öksürükler astım, kronik bronşit, allerji gibi nedenlere bağlı olabilirler.
Grip sonrası öksürükler, ateş, boğaz yangısı, burun akıntısı, halsizlik gibi bulgularla birlikte veya salgına neden olan virüsün karakterine göre bu belirtilerden birkaç gün sonra ortaya çıkarlar. Genellikle kuru bir öksürük şeklinde olurlar. Bazen birkaç gün sonra akıntının artması ile daha ifrazatlı bir öksürük haline dönüşebilirler. Hemen öksürük şuruplarına başlamayı önermiyorum. Öksürük ilaçları ve şurupların çoğu dekonjestan dediğimiz burun akmasını önleyen maddeler ihtiva eder. Bu ilaçlar, burun içindeki damarları büzerek burnun salgı yapmasını engelledikleri için görüntüde nezlenin şiddeti azalmıştır ama aslında hastalık devam eder, hatta ilaçların mikroplu bölgedeki kanlanmayı önlemesi yüzünden daha kötüye gidebilir.
Sıvı alımını artırın ki biriken mukus yumuşatılıp kolay atılabilsin. Ihlamur kaynatın, sıcak olarak günde en az üç bardak için.
6 bardak suya; 1 çay kaşığı nane,  1 çay kaşığı kekik, 3 tane papatya çiçeği,  1 çorba kaşığı ıhlamur koyup 10 dakika kaynatın, sıcak olarak günde birkaç bardak için.
Ne yaparsanız yapın, grip sonrası öksürüklerin iki üç hafta kadar devam edebileceğini unutmayın.

SAPIK BABA

sapık baba SAPIK BABAYI AKRABALARI ÖLDÜRESİYE DÖVDÜ!

Kütahya’nın Altıntaş ilçesinde, 15 yaşındaki öz kızını kandırarak 4 yıldır cinsel ilişkide bulunduğu iddia edilen, olayı öğrenen yakınları tarafından darbedilen kişi hastaneye kaldırıldı. AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, ilçeye bağlı Oysu köyünde, E.H. (15), babası Y.H’nin (45) kendisini kandırarak 4 yıldır cinsel ilişkide bulunduğunu 3 gün önce teyzesine söyledi. Daha sonra kızıyla cinsel ilişkide bulunduğunu gören yakınları Y.H’yi darbetti. Altıntaş Devlet Hastanesine kaldırılan ve buradaki ilk müdahalenin ardından Kütahya Devlet Hastanesi Beyin Cerrahi Servisine sevk edilen Y.H’nin hayati tehlikesi bulunmadığı belirtildi. Y.H’nin taburcu edilince adliyeye sevk edileceği bildirildi.

ilaçlar sokağa atıldı

İstanbul'da sokak ortasına bırakılan çok miktardaki ilaç vatandaşları şaşkına çevirdi.

ha Çevredeki vatandaşlar, akşam saatlerinde sokağa atılan ilaçların bir kısmını sokaktan geçen bazı vatandaşların alıp götürdüğünü söyledi. İhbar üzerine olay yerine gelen belediye ekipleri, ilaçları çöp arabasıyla bulunduğu yerden kaldırdı.

Zeytinburnu Stadı yanındaki sokağa akşam saatlerinde kimliği belirsiz kişiler tarafından kolilerle ilaç atıldı. Bir kısmı çöp konteynerine atılan ilaçların büyük bölümü ise sokak üzerine saçıldı. Çevredeki vatandaşların dikkatini çeken ilaçları sokaktan geçen bazı vatandaşlar alarak yanlarında götürdü. İlaçların bazılarının son kullanma tarihini doldurdukları gözlendi. Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine gelen Zeytinburnu Belediyesi temizlik ekibi, ilaçları çöp kamyonuna yükleyerek sokaktan uzaklaştı.

Bir anda sokakta ilaçların yayıldığını fark ettiklerini ifade eden Abdullah Demiriz, "İlaçları kimlerin attığını görmedik. Akşam saatlerinde atılmış. Cadde mayın tarlası gibi ilaçla doluydu. Gelen geçen topladı. Değeri fazla olan ilaçlar da vardı. Herhalde kullanmak için aldılar." diye konuştu. Gerekli yerlere durumu anlattıklarını belirten Demiriz, "Polis geldi. Daha sonra belediyenin temizlik görevlileri geldi ve ilaçları topladı." dedi.

Kendi evinize taşının

toki Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere 46 ilde yapımını tamamladığı 19 bin 307 konut ile 333 işyerini satışa çıkardı.

TOKİ'den yapılan yazılı açıklamada, ''2009'da Kendi Evinize Taşının'' kampanyası başlatan Toplu Konut İdaresi Başkanlığının çekilişsiz kurasız, başvuru önceliğine göre ev sahibi olmak isteyenler için uygun ödeme koşullarındaki konutları satışa sunduğu kaydedildi.

Kampanya kapsamında satın almak istediği evin yüzde 10'unu peşinat olarak yatıran vatandaşlar 120 ay taksitle ev sahibi olacak. Satış sonrası vatandaşın aldığı evin taksitlerini rahatlıkla ödemesi için fiyatlara faiz uygulamayan TOKİ, Toptan Eşya Fiyat Endeksi (TEFE), Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ve memur maaş artışından en düşük olanı dikkate alarak fiyat artışı yapacak.

Son 6 yılda 250 bin aileyi sıcak bir yuvaya kavuşturan TOKİ, çevre düzenlemesi, okulu, camisi, sağlık ocağı, parkları ve oyun alanları bulunan 19 bin 307 konutu uygu şartlarda satışa çıkardı. Söz konusu kampanya çerçevesinde TOKİ'nin İstanbul-Halkalı, Ankara-Yenimahalle, Mamak, Turkuaz Vadisi, Elmadağ, Ayaş, Güdül, Polatlı ile İzmir Buca, Uzundere, Tire ve Torbalı konutlarıyla birlikte Adana, Adapazarı, Afyonkarahisar, Ağrı, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bartın, Bitlis, Bolu, Bursa, Çanakkale, Çorum, Diyarbakır, Düzce, Edirne, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, Isparta, Kahramanmaraş, Karabük, Karaman,
Kayseri, Kırıkkale, Kilis, Konya Kütahya, Manisa, Mardin, Mersin, Niğde, Ordu, Osmaniye, Samsun, Siirt, Sivas, Şanlıurfa, Trabzon, Uşak ve Yalova'da yaptırdığı konutlardan almak isteyenler, yetkili banka şubeleri ve belediyelere başvurabilecekler.

Dolar yükseliyor

dolar Dolar, elektronik işlemlerde global borsalardaki kayıplara paralel 1.64 seviyesinin üzerinde işlem görüyor. Dün bankalararası piyasasının spot kapanışında 1.6420/1.6455 lira olan ve spot kapanışın ardından 1.6320/1.6370 liraya kadar gerileyen en iyi dolar alış ve satış kotasyonları bu sabah elektronik işlemlerde 1.6415/25 seviyesinden işlem gördü.

İstanbul serbest piyasada dolar 1.6440 TL, euro 2.1120 TL'den güne başladı.

Kapalıçarşı'da 1.6380 TL'den alınan dolar 1.6440 TL'den satılıyor. 2.1040 TL'den alınan euro'nun satış fiyatı ise 2.1120 TL olarak belirlendi.

Serbest piyasada dünkü kapanışta doların satış fiyatı 1.6330 TL, euro'nun satış fiyatı ise 2.1070 TL olmuştu.

Bankacılar euro/dolar paritesi ve yurtdışı piyasaların gün içinde izlenmeye devam edeceğini belirtiyorlar. HSBC Stratejisti Fatih Keresteci bu sabah yayımladığı raporda "ABD'den gelen zayıf şirket bilançoları hisse senedi endekslerinde düşüşe neden oldu. Sabah saatleri Asya'da da benzer nedenlerden ötürü kayıplar gözlemleniyor. Japon gösterge endeksi yüzde 1.1 kayıpta bulunuyor. Risk iştahını yansıtan göstergeler de tedirgin bir görünüme işaret ediyor. Bugün İngiltere ve AB merkez bankalarının faiz kararları (İngiltere'de 50 baz puan indirim beklenirken AB'de indirim beklenmiyor), ABD'de haftalık işsizlik maaşı başvuruları ve verimlilik rakamları yakından izlenecektir" dedi.

Keresteci "İç tarafta mali piyasaları etkileyebilecek önemde bir gündem maddesi bulunmuyor. Bu bağlamda Türk mali piyasalarındaki temkinli görünümün bugün de korunacağını tahmin ediyoruz. Euro/dolar paritesi dolar/TL kuru üzerinde etkili olmayı sürdürecektir. Teknik olarak dolar/TL kurunun şu an yönsüz bir hareket içinde olduğunu gözlemliyoruz. Gösterge bileşik faiz hem süregelen talep hem de yeni faiz indirimleri
beklentisi ile yüzde 15'in altına gerileyebilir. Gün içerisinde yurt dışı piyasalardaki seyir belirleyici olacaktır" diye konuştu.

ABD borsaları, gıda üreticisi Kraft Foods'un kâr tahminlerinde aşağı yönlü
revizyona gitmesinin tüketicilerin en basit gıda harcamalarında bile kısıntıya gittikleri şeklinde yorumlanması ve ABD hükümetinin bankaları kurtarma önlemlerinin hissedarların elindeki değeri sıfırlayabileceği konusundaki endişelerle düştü. Dow Jones dün günü yüzde 1.51 kayıpla 7,956.66 puandan tamamladı.

Öte yandan euro, Avrupa Merkez Bankası faiz kararı öncesinde dolar karşısında değişmedi. Euro, dün Rusya'nın kredi notunun düşürülmesinin ardından, Doğu Avrupa'daki ciddi bir küçülmenin euro bölgesini derinden etkileyebileceği yönündeki endişelerle keskin düşüş göstermişti.

Doğum için ideal yaşta mısınız?

hamile9 Anne olmayı planlarken yasınızı da göz önüne almayı unutmayın. Çünkü hamile kalmaninda ideal bir yası var...

Doğum için en ideal yasin 20–30 arası olduğu belirtildi.          

Konuyla ilgili açıklama yapan Uzmanlar, anne adaylarına uyarılarda bulunarak, 35 yas üzerindeki annelerde problemli gebelik riskinin yüksek olduğunu söyledi.

Doğurganlığın yasla birlikte azaldığına dikkat çeken Uzmanlar “Doğum için en uygun yaslar 20 ile 30 arasıdır. Doğum aralıklarının en az 2 yıl olmasını sağlayarak hem kendinizi hem de bebeğin sağlığını daha iyi koruyabilirsiniz. 35 yas üzerindeki annelerde problemli gebelik riski yüksektir, ancak sağlıklı ve kendine dikkat eden annelerde bu risk azalır. 18 yasından küçük kadınlarda ise ölü doğum ve düşük kilolu bebek doğurma riski yüksektir. Doğurganlık yasla birlikte azalmaktadır. 20 yasında doğum kontrol yöntemi kullanmayan, düzenli ilişkiye giren ve bir çocuk isteyenlerin yüzde 20'si başarıya ulaşıyor. Bu oran 30 yasında yüzde 15'e ve 35 yasında yüzde 10'a iniyor. 40 yasında ise bu oran yüzde 5'e iniyor. Hamilelik hangi yasta olursa olsun risksiz değildir ama yasin ilerlemesi ile bu risk artar.

Bu risklerin en önemlisi Don Sendrom'lu bir çocuk doğurmaktır. Don Sendromu görülme sıklığı anne yası ile beraber artar. Bu risk, anne 20 yasında iken 10 binde 1, anne 35 yasındayken binde 3, anne 40 yasındayken ise yüzde 1'dir. Don Sendromu ve başka kromozomsal anormalliklerin yaslı annelerde daha sik olmasının nedeni annenin yumurtalarının yaslanması ve zaman içinde zararlı madde, kimyasal, röntgen ve enfeksiyonlara daha çok maruz kalmasından olduğu düşünülmektedir” dedi.

Hamile döneminde soğuk algınlıkları ve dengeli beslenmeye dikkat etmeleri gerektiğini vurgulayan Uzmanlar, anne adaylarına su önerilerde bulundu:

“Kadınların çoğu dokuz aylık gebelikleri döneminde hiç değilse bir kez soğuk algınlığına veya gribe yakalanırlar. Çok rahatsızlık verici olsa da böyle hafif bir hastalık gebeliğinizi etkilemeyecektir. Yatarken yâda uyurken nefes almayı kolaylaştırmak için basınızı hafifçe yüksek tutun. Soğuk algınlığı süresince aç kalmanız ne hastalığınıza ne de bebeğe yarar sağlar. Bu yüzden gerekirse kendinizi zorlayın ve iştahınız olsun, olmasın dengeli beslenmeyi sürdürün. Her gün turunçgillerden bir miktar yiyin ama tavsiye olmadan C vitamini takviyesinden kaçının. Bol miktarda sıvı âlin. Ateş, aksırıklar, sürekli akan bir burun vücudunuzda sıvı kaybına yol açar. Ateşinizi doğal yollarla düşürün. Soğuk suyla duş âlin ya da banyo yapın, hafif giyinin. Eğer ateşiniz 39 derece ya da üstündeyse hemen doktora gidin.”

SOFRANIZDAN TUZLUKLARI KALDIRIN

Sağlıklı bir kişinin gün içerisinde en fazla 5-6 gram tuz tüketmesi gerektiği, aşırı tuz alınmasının hipertansiyon, inme, kalp krizi, kalp yetmezliği, mide kanseri, şişmanlık ve kemik erimesi riskini arttırdığı belirtildi.

Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Ülver Derici, “2-8 Şubat Dünya Tuza
tuz
Dikkat Haftası” dolayısıyla yaptığı açıklamada, gereğinden fazla tuz tüketiminin ciddi hastalıklara yol açabileceğini söyledi.
Aşırı tuz tüketiminden kaçınmak için sofradan tuzlukların kaldırılması gerektiğini kaydeden Derici, şu önerilerde bulundu:

“Market alışverişlerimizde alacağımız ürünün içeriğine bakmak alışkanlık haline getirilmeli. Eğer ürünün 100 gramında 1.5 gram tuz ya da 0.6 gram sodyum varsa yüksek tuzlu ürün, 0.6 gram tuz ya da 0.1 gram sodyum varsa düşük tuzlu ürün grubuna girer. Sağlıklı bir beslenme için tuz oranı yüksek gıdaları tüketmemeye özen göstermeliyiz.
Ürün üzerinde sodyum miktarı verildiyse bu rakamı 2.5 ile çarparak tuz miktarı hesaplanmalı.”

Lokantada yenilen ürünlerdeki tuz miktarı, menülerde bulundurulmadığı için farkında olmadan aşırı tüketilebildiğine dikkati çeken Derici, bütün müşteriler için ortak hazırlanan gıdaları sunan yerlerden ziyade kırmızı eti, tavuğu, balığı ve sebze yemeğini istenilen gibi az tuzlu hazırlayıp getirebilecek yerlerin tercih edilmesi gerektiğini bildirdi. Derici, müşterilerin menülerde böyle bir istekte ısrarcı olmaları halinde bu şekilde hizmet veren lokanta sayısının artacağını belirterek, dışarda tüketilen gıdalarda bulunan tuz miktarı için şu örnekleri verdi:

“Bir porsiyon döner-kebap yediğimizde 8.6 gram, bir porsiyon pizza yediğimizde 4 gram (sosis ve salamlı ise bu miktar daha da artar), bir porsiyon hamburger ve patates kızartması yediğimizde 2.9 gram, bir porsiyon kızarmış balık ve patates kızartması yediğimizde 1.2 gram ve 100 gram ekmek yediğimizde de 1.4 gram tuz tüketilmektedir.
Unutmayalım ki size sormadan çayınıza ya da kahvenize şeker ekleyebiliyorlar mı? Öyleyse neden size sormadan yemeklerinize tuz ekleyebiliyorlar? Buna izin vermeyelim, sağlığımızı koruyalım.”

Şekerbank ortağı BTA Sberbank’a talip

RUSYA’nın en büyük bankası Sberbank, Şekerbank’ın ana hissedarlarından olan Kazak bankası Bank Turan Alem’in (BTA), kendisini satın alması için teklif gönderdiğini açıkladı.

Banka ancak bir anlaşmanın koşullara bağlı olacağını ifade etti. Sberbank CEO’su German Gref, "Bu, satın alma teklifini kabul ettiğimiz anlamına gelmiyor. Şu ana kadar bir cevap vermedik, herhangi bir anlaşma koşullara bağlı olacaktır" dedi. Reuters’ın edindiği bililere göre Sberbank’tan üst düzey yetkililerin BTA’nın satın alınması konusunda görüşmeler yapmak üzere bu hafta Kazakistan’a gittiğini belirttti.

Kredi kartı aidatı 3 yılda bir alınacak

Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, üzerinde çalıştıklar Tüketici Kanun taslağını bu ayın sonunda bitererek Bakanlar Kuruluna, ardından da TBMM’ye göndereceklerini bildirdi.

Çağlayan, kredi kartlarından alınan yıllık aidatın kredi kartı süresi boyunca bir defaya mahsus olarak alınacağını ve bu sürenin de üç yıl olacağını kaydetti. Bankaların kredi kartının süresini bir yıl olarak da belirleyebileceğini ifade eden Çağlayan, ancak sonraki iki yıl kredi kartından yıllık aidat alınmayacağını söyledi.

11 yaşında üç kardeşim olduğunu öğrendim

 Pop müziğin ünlü ismi Nilüfer, hayatının bilinmeyenlerini anlatdınilüfer

 En büyük travmayı 11 yaşında, babasını kaybettiği gün yaşadığını söyleyen sanatçı, "Babamın öldüğünü bir avukat yazıhanesinde öğrendim. Aynı gün, üç kardeşimin daha olduğunu öğrenince, büyük bir şok yaşadım" dedi.

Müzik dünyasının ünlü ismi Nilüfer, geçtiğimiz günlerde Filiz Akın, "Filiz Akın'la Haftasonu Sohbetleri" programında, hayatıyla ilgili ilginç bir açıklamada bulundu... Hayatının en büyük şokunu babası Cemil Yumlu'yu kaybettiği gün yaşadığını, o gün, üç kardeşi daha olduğunu öğrendiğini söyleyen sanatçı, bu konuyla ilgili fazla detay vermek istemedi... Yıllar sonra üç kardeşini arayarak bulan sanatçı, yaşadığı travmayı Kelebek'e anlattı...

"11 yaşındaydım... Ve babasına düşkün bir kız çocuğuydum. Bir gün babam hastalandı ve hastaneye yattı. Kendisini birkaç kez hastane odasında ziyarete gittim. Sonra bir annem bir daha beni hastaneye götermedi. Ben babamın iyileşip, eve döneceğini beklerken, bir gün annem beni bir avukat yazıhanesine götürdü. O gün orada babamın vefat ettiğini öğrendim. O kadar büyük bir şok yaşadım ki. Babamın öldüğünü söylemediği için anneme çok kızdım. Şu an bu durum içimde büyük bir yaradır. Çünkü babamın iyileşemeyeceğini bilseydim, belki onunla daha çok vakit geçirir, onu son kez hastanede ziyaret ederdim... Aynı gün, o avukatın odasında üç kişi daha vardır. Annem bu üç kişinin kardeşlerim olduğunu söyleyince, bir şok daha yaşadım. Kardeşlerim babamın ilk evliliğindenmiş... Sonra birbirimizi
kaybettik. Yıllar sonra onları bulup bir araya geldim. Ama şu an büyük olan ağabeyim vefat etti. Bir kardeşim New York'ta yaşıyor. Onunla da fazla görüşemiyoruz. Diğeri ise Ankaradaymış ama henüz izini bulamadım. Keşke
babam, kardeşlerimle zamanında bizi bir araya getirseydi, onlarla tanıştırsaydı. O zaman şu an her şey çok farklı olurdu. En azından kardeşlerimle bağımız olurdu. Bunlar, hayatımdaki büyük üzüntülerdir."