| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

HABER29

11 "insan" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"insan" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

ÖLÜME BİR SAAT KALA

 

.

YAŞLI SOYGUNCU POLİSLE ÇATIŞTI

57 yaşındaki Robert Sylvester, ABD'nin Illinois eyaletinde market ve benzin istasyonlarını hedef alan 4 silahlı soygundan aranırken, dün 5'inci soydununu bir markkette gerçekleştirdi. Ancak bu kez polis, tam da otoyola çıktığı sırada peşine düştü.

Polisi peşinde görünce jeepiyle otoyolda hız rekorları kırarak kaçmaya çalıştı. Ancak 55 numaralı otoyolun bir çıkış noktasında polisleri atlatamayacağını anlayan yaşlı adam, arabasından atlayıp, peşindeki polislere kurşun yağdırmaya başladı.

Bu arada olay yerinde tesadüfen bulunan yerel Bloomington Pantagraph adlı gazetenin muhabiri David Proeber bu müthiş kareleri çekmeyi başardı.

Bir film değil de hayatın ta kendisi olduğuna inanmakta zorlanan muhabir, "Bir ara benimle göz göze geldi. Teslim olmayacağını anladım. Polislerin tüm uyarılarına rağmen ateş etmeye devam etti. Sigarasını ağzından atmadı bile" dedi.

Çatışma sırasında ağır yaralanarak etkisisz hale getirilen yaşlı soyguncu, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. 

Hayata veda etmeden sadece 1 saat önce çekilen bu fotoğrafları onu
ABD'de gündeme taşıdı

ANNESİNI VURAN KIZ

Annesini öldüren Başak’a ömür boyu hapis cezası

31 Aralık 2008
 

Annesini öldüren Başak’a ömür boyu hapis cezası

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğretim üyesi olan annesi Prof. Dr. Ayşe Olcay Tiryaki’yi öldürmek suçundan "ömür boyu hapis" cezasına çarptırılan Başak Aydıntuğ, "Onu hiç kimse benim kadar özlemeyecek. Ömür boyu pişman olacağım" dedi.

ANKARA 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki karar duruşmasında Başak Aydıntuğ, 17 sayfalık yazılı savunmasını verdi. Avukatların, genç kızın olaydan önce kullandığı antidepresan ilaçların "saldırganlık ve öfkeye" yol iddialarının araştırılması talebini mahkeme reddetti.

Son sözleri sorulan Başak Aydıntuğ, cezaevinde, geçmişini gözden geçirme imkanı bulduğunu kaydetti ve annesiyle arasında ne geçerse geçsin, onu sevdiğini ifade etti. Olaydan kendisinin sorumlu olduğunu söyleyen Aydıntuğ, "Temeli sağlam bir ev olmak istiyordum. Beni gökdelen olmaya zorladılar. Görünürde üç evin tek kızıydım ama bir tane bile ’Yuvam’ diyebileceğim evim olamadı. Böylece iki arada bir derede kıvrandım durdum. Şimdi, bütün hayatım boyunca vicdanlı davranmış olmanın cezasını çekiyorum. Çok pişmanım" diye konuştu. Mahkeme Heyeti, Aydıntuğ’u annesini kasten öldürdüğü gerekçesiyle "ağırlaştırılmış ömür boyu hapis" cezasına çarptırdı. Mahkeme, Aydıntuğ’un cezasını duruşmalardaki iyi hali nedeniyle ömür boyu hapse çevirdi.

BEBEK SAĞLIGI

Bebeğinizin Sağlığı İçin El Temizliğiniz Çok Önemli
PROF. DR. ÖZ: ''ENFEKSİYONLARIN BÜYÜK BÖLÜMÜ ELLE TEMASLA BULAŞTIĞI İÇİN, BEBEKLERİN BAKIMIYLA İLGİLENEN KİŞİLER ELLERİNİ SIKÇA YIKAMALIDIR'' -''HASTA EDEN VİRÜSLERİN ARTTIĞI KIŞ AYLARINDA BEBEĞİN SOĞUKTAN KORUNMASI, VÜCUT DİRENCİNİN AZALIP HASTA OLMASINI ÖNLEYECEKTİR''

Bebeklerin bakımıyla ilgilenen kişilerin ellerini sık sık yıkamasının bebeği hastalıklardan koruyacağı bildirildi.
     Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Çocuk Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rahmi Öz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hava değişimiyle birlikte hastalık yapan virüslerin çoğaldığını, bu virüslerin en çok, bağışıklık sistemi yeterince gelişmemiş çocukları ve bebekleri etkilediğini belirtti.
     Kışın solunum yolları ve gribal enfeksiyonlar başta olmak üzere çeşitli hastalıkların görülme sıklığının arttığını ifade eden Prof. Dr. Öz, çocukların en çok okul, kreş gibi kalabalık ortamlarda enfeksiyona yakalandığını söyledi.
     Bebeklerin daha hassas vücut yapısına sahip olduğunu belirten Öz, pek çok ailenin, bebeklerinin özellikle kışın çok sık hasta olmasından şikayet ettiğini kaydetti.
     Bebeklerde hastalıkların önlenmesi veya en aza indirilmesi için dikkat edilmesi gereken en önemli şeyin hijyen olduğunu ifade eden Öz, şöyle konuştu:
     ''Bebekler, küçük çaplı enfeksiyonlardan bile hemen hasta olabilir. Enfeksiyonların büyük bölümü elle temasla bulaştığı için, bebeklerin bakımıyla ilgilenen kişiler ellerini sıkça yıkamalıdır. Bize gelen bebek hastalardan büyük bölümünün, ebeveynlerin ellerini yıkama konusunda yeterince dikkat göstermemesi nedeniyle hastalandığını tespit ediyoruz. Bu nedenle bebeğin bakımını yapan kişilerin, bebekle temastan önce, bebeğin altını değiştirirken veya karnını doyururken mutlaka ellerini yıkaması gerekir. Hijyen için sadece ona bakan kişinin ellerinin yıkaması yetmez. Bebeğin veya çocuğun elleri de sıkça yıkanmalı veya eller kolonyalı mendille temizlenmelidir.''
     Hasta eden virüslerin arttığı kış aylarında bebeğin soğuktan korunmasının da vücut direncinin düşmesini, hasta olmasını önleyeceğini kaydeden Öz, ''Özellikle bebeklere başlarının üşümemesi için şapka giydirilmelidir. Bebeğin terleyip üşümesini önlemek için aşırı elbise giydirilmesinden kaçınılmalıdır'' dedi.
     Prof. Dr. Öz, yetersiz beslenmenin de bebeklerin hasta olmasındaki başlıca etkenlerden olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:
     ''Yetersiz beslenen bebek, sağlıklı beslenen bebeğe göre daha çok hasta olacaktır. Bebeklerin ve çocukların bütün gıdaları yeteri kadar alarak dengeli beslenmesine önem verilmesi gerekir. Bu noktada anne sütü hastalıkların önlenmesinde ciddi rol oynamaktadır. 2 yaşına kadar emzirilen bebekler, süt ile birlikte annelerinden enfeksiyonlara karşı bağışıklık kazandıracak maddeleri yeteri kadar aldıkları için daha az hastalanmaktadır. Bu durum göz önünde bulundurularak bebekler yeterli miktarda anne sütüyle beslenmelidir.''
     Bebeklerin ve çocukların hastalıktan korunmaları için aşıların da büyük yararı olduğunu belirten Öz, bebeklerin aşılarının zamanında yapılmasının önemli olduğunu ifade etti. (AA)

ASKERE PUSU

Cizre'de askeri araca saldırı: 3 şehit

24 Aralık 2008
 

 

Şırnak'ın Cizre İlçesi'nde bu akşam askeri cipe teröristler çapraz ateş açtı, saldırıda 3 asker şehit oldu, 13 asker de yaralandı.

Olay saat 17.50 sıralarında ilçenin Nusaybin Caddesi üzerindeki İpekyolu Camii yanında meydana geldi. Cizre Tank Taburu'na ait cip yoldan geçerken teröristler tarafından ateş açıldı. Çapraz ateşe tutulan askeri araçta yaralanan ve henüz kimlikleriyle rütbeleri öğrenilemeyen 3 asker şehit oldu. 13 yaralı asker de Cizre Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedaviye alındı.

Askeri araca saldıran teröristlerin kaçtığı Cudi Mahallesi güvenlik güçlerince kuşatılarak geniş kapsamlı operasyon başlatıldı.

VALİ YERLİKAYA'DAN AÇIKLAMA

Şırnak Valisi Ali Yerlikaya Cizre'deki saldırıyla ilgili olarak yaptığı açıklamada şöyle dedi:
'Cizre'de hudut nöbetinden dönen içinde 17 askerin bulunduğu askeri araca 2 kişi olduğu tahmin edilen teröristler tarafından silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıda 3 asker şehit oldu, 4'ü ağır 9 asker de yaralandı.. Yaralılardan 4"ü Diyarbakır Askeri Hastanesi'ne sevk edildi.'

KEY HAKKINDA

Kurum hataları veya TC kimlik numarası bulunmaması nedeniyle Temmuz'da başlayan ödeme sürecinde Konut Edindirme Yardımı (KEY) paralarını alamayan yaklaşık 283 bin kişiye daha paralarını alma imkanı sağlanıyor.

Tasfiye halindeki Emlak Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Sayın, 282 bin 667 kişiye daha KEY paralarının ödenmesine imkan sağlayacak yeni listenin Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı'na (GYO) gönderildiğini bildirdi.

Emlak Konut GYO yetkilileri ise listeler üzerinde çalışıldığını belirtirken, bu listenin muhtemelen Ocak ayının ilk yarısında Resmi Gazete'de yayımlanarak, ödemelerinin bu sürede yapılabileceğini söyledi.

Sayın'ın verdiği bilgiye göre, Emekli Sandığı, TC kimlik numarası bulunmadığı için KEY parası alamayan 43 bin 730 kişiye ilişkin sorunu çözerek, gerekli bilgileri Tasfiye Halindeki Emlak Bankasına iletti. Sosyal Sigortalar Kurumu da kurumlar tarafından hatalı girilen 238 bin 937 kişiye ilişkin bilgileri düzelterek, aynı şekilde bankaya iletti. Böylece, toplam 282 bin 667 kişiye KEY ödemesi yapılabilmesine imkan sağlayan yeni bir liste oluşturuldu.

Bu kişilere ilişkin listenin, Ocak ayının ilk yarısında Resmi Gazete'de yayımlanarak, ödemelerin yapılması bekleniyor. Ödemeler yine Ziraat Bankası şubeleri aracılığıyla gerçekleştirilecek.

Diğer taraftan, 28 Temmuz'da başlayan KEY ödeme sürecinde, şimdiye kadar 5 milyon 95 bin kişiye toplam 2 milyar 387,7 milyon YTL ödeme yapıldı. Hak sahiplerinden sadece 262 kişinin Emlak Konut GYO hissesi talep ettiği öğrenildi.

Resmi Gazete'de, toplam 8,5 milyon hak sahibi ilan edilirken, bu kişilere toplam 2,8 milyar YTL KEY ödenmesi öngörülüyordu.

SGK SÜRE UZATIMI İSTEDİ

Öte yandan, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), KEY Hak sahiplerinin itirazlarına istinaden hazırlanacak yeni liste konusundaki çalışmalarını da sürdürüyor. Ancak, yüz binlerce kişinin itirazda bulunması nedeniyle, 28 Aralık'a kadar tamamlanması gereken listeleme çalışmalarının yetişmeyeceği belirtiliyor.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, SGK, bu sürenin en az 2 ay uzatılması talebiyle Hazine'ye yazı yazdı. Söz konusu süre uzatımının ancak yasa değişikliği ile yapılabileceğine işaret eden yetkililer, Hazine'nin bu konuda şimdiye kadar bir görüş bildirmediğini söyledi. Ancak, sorunun çözümü için bu süre uzatımının zorunlu olduğunu vurgulayan yetkililer, süre uzatımının kısa sürede gerçekleşmesini sağlamak üzere, bu konuda yasa tasarısı hazırlamak yerine, yasa teklifi ile konunun çözümü yoluna gidilebileceği kaydedildi.

Yetkililer, yanlış veya eksik bildirim nedeniyle çok sayıda kişinin çalıştıkları kurumlar aleyhine dava açtığına da dikkati çekerken, bu davaların sonuçlanmasının da zaman alacağını, dolayısıyla KEY ödemelerine ilişkin çalışmaların oldukça uzun süre devam etmesinin beklendiğini söyledi.

SGK yetkilileri, her şeye rağmen, süre uzatımı olmasa bile, şimdiye kadar yapılan çalışmalara istinaden bir listenin Tasfiye halindeki Emlak Bankasına gönderilebileceğini bildirdi.

Diğer taraftan, çalıştıkları kurumlardan KEY'e ilişkin bilgileri alamayan çok sayıda kişinin kurumlarını mahkemeye verdiği belirtiliyor. Mahkemelerin de bu konudaki kayıtları Tasfiye Halindeki Emlak Bankası'ndan istemesi nedeniyle, kurumun çalışamaz hale geldiği kaydediliyor. Yetkililer, KEY'e ilişkin kayıtların öncelikle kurumlarda, saymanlıklarda tutulmuş olması gerektiğine dikkat çekiyor.

Özellikle, silahlı kuvvetlerde askerliğini yedek subay olarak yapan bazı kişilere de, itiraz dilekçelerin istinaden “komutanlığın arşiv kayıtlarında söz konusu döneme ilişkin KEY kesintilerine ilişkin belgeye ulaşılamadığı, söz konusu döneme ilişkin arşiv kaydının olmadığı” yönünde yazı verildiği, bu nedenle, bu kişilerin o dönemlere ilişkin KEY parasını alamadığı belirlendi.

Kanun uyarınca, KEY ödemelerine ilişkin itirazlar, 27 Ekim'e kadar çalışılan kurumlara yapılmıştı. Bu itirazlara istinaden SGK'nın, 2 ay içinde yeni liste hazırlaması gerekiyordu. Bu süre 28 Aralık'ta dolacak

RÖNTGEN GÜNÜ GELMDEN ÖLDÜ

EDİRNE’de rahim kanama şikayeti ile tedavi için önce Devlet Hastanesi ardından da Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne giden Kezban Tezer'in, röntgen sırasını beklerken öldrüğü iddia edildi. Kadının ailesi sorumluların bulunması için Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

Edirne’nin Havsa İlçesi’ne bağlı Oğulpaşa Köyü’nde oturan 41 yaşındaki Kezban Tezer eşi ile birlikte, rahim kanaması şikayeti ile 31 Ekim günü Edirne Devlet Hastanesi’ne gitti. Devlet Hastanesi doktorları, hasta Tezel’in kanamalı durumunu dikkate alarak daha fazla olanaklara sahip Trakya Üniversitesi Edirne Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk etti. Edirne Tıp Fakültesi Hastanesi’ne giden Kezban Tezel, burada Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nde muayene edildi. Bölümde görevli Dr. Yaşar Çeğil hastayı röntgeninin çekilmesi için Radyoloji Bölümü’ne sevk etti. Radyoloji Bölümü’nde çekilen filmleri inceleyen Dr. Çeğil hastadan bir kez de ilaçlı çekim yaptırmasını istedi. 15 Kasım'da yeniden Radyoloji Bölümü’ne giden kanamalı hasta Tezel’e, bölümdeki yoğunluk nedeniyle ilaçlı film çekimi için 3 gün sonrası olan 18 Kasım tarihine randevu verildi. Bunun üzerine köyüne dönen Keziban Tezel, ilaçlı film çekimi için randevu aldığı günden bir gün önce fenalaşınca 17 Kasım tarihinde ailesi tarafından yeniden Edirne Tıp Fakültesi Acil Servisi’ne kaldırıldı. Tıp Fakültesi Acil Servisi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen Tezel aşırı kan kaybından yaşamını yitirdi. Eşinin ölümü üzerine eşi Cafer Tezel, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı’na giderek suç duyurusunda bulundu. 

EŞİ HASTANEYİ SUÇLADI

Hastane yetkililerinin ihmali sonucu eşinin öldüğünü öne süren Cafer Tezel, dilekçesinde şöyle dedi:

“Önce Edirne Devlet Hastanesi’ne gittik. Bizi Tıp Fakültesi’ne sevk ettiler. Kardeşimin eşini de yanımıza alarak buraya gittik. Görevli doktor röntgen filmi çekilmesini istedi. Yoğunluk nedeniyle ilaçlı film çekimi için 3 gün sonrasına gün verildi. Ama eşim 2 gün sonra fenalaştı. Trakya Üniversitesi Acil Servisine götürdük. Acil serviste eşimin kan kaybından öldüğünü söylediler. Ölümde, görevli doktorların ihmali söz konusu. Ben doktorlara eşimin durumunun kötü olduğunu ve hastaneye yatırılması gerektiğini söyledim. Ama doktorlar bize kanamanın normal olduğunu ve filmleri tamamlamamızı istedi. Eşimin ölümüne neden olanlardan şikayetçiyim.”

SORUŞTURMA BAŞLATILDI

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Hastalıkları Bölümünde görevli Dr. Yaşar Çeğil, olayla ilgili olarak açıklama yapmak istemediğini söyleyerek, “Biz hastaya ameliyat günü verdik” demekle yetindi. Edirne Cumhuriyet Savcısı M. Cebbar Ülgen, hastanın ölümüyle ilgili adli soruşturma başlattı.

PATLAMA

 
 
       
 

Fatih'te patlama: 3 yaralı

6 Aralık 2008
 
 
 
 

Fatih'te henüz nedeni belirlenemeyen patlamada ilk belirlemeye göre 3 kişi yaralandı.

Fatih'te bir banka şubesinin önünde meydan gelen patlamaya, ses bombasının yol açtığı belirlendi. Fevzipaşa Caddesindeki Vakıfbank şubesi önünde saat 19.00 sıralarında gerçekleşen patlamanın ardından olay yerine gelen bomba uzmanı ekipler, incelemelerde bulundu.

Patlamaya, banka şubesi önündeki çöp kutusuna konulan ses bombasının neden olduğu tespit edildi. Olayda yaralanan 3 kişi, Cerrahpaşa, Haseki ve Vakıf Gureba hastanelerine kaldırıldı.

Fevzipaşa Caddesi, incelemelerin tamamlanmasının ardından tekrar trafiğe açıldı. Polis, olayla ilgili geniş çaplı araştırma başlattı.

ERKEKLER NEDEN ERKEN ÖLÜR


Sorunun cevabı devekuşu sendromunda saklıdır. Aslında böyle bir sendrom mevcut bile değil ve deyim oldukça yeni.

 Yeni ama Amerika'da gittikçe daha sık kullanılıyor. Sendromun bir adı daha var: John Wayne Sendromu.  Onu son zamanların uydurma ama gerçeklik payı olan sendromlarından biri gibi de düşünebilirsiniz. Metroseksüel veya überseksüel erkeklerin bu sendroma yakalanma ihtimali daha yüksek. Sendrom neredeyse erkeklere özeldir. İşte devekuşu sendromunun öyküsü.

DEVE KUŞU SENDROMUNA YAKALANMAYIN

Erkeklerin daha yapılı ve güçlü olmalarına rağmen neden kadınlardan daha kısa yaşadıklarının cevabı  bu sendromda gizlidir. Erkekler bütün milletlerde, tüm coğrafyalarda daha genç yaşta ölmekte, daha sık hastalanıp, daha zor iyileşmektedir. Bu durumu açıklamak için pek çok neden var ama sorun aslında biraz biyolojik biraz da erkek tipi davranışsal ve sosyal özelliklerle ilişkilidir.

Erkekler kas ve kemik açısından güçlü görünseler de, poligam, über veya hiper olduklarını iddia etseler de ne yazık ki ciddi bazı biyolojik kusurlara sahipler. Kadınların iki X kromozomu varken, erkeklerde sadece bir tane X kromozomu mevcut.  Yaşamı kısaltıcı kalp hastalıklarına ve belki de bazı kanserlere yakalanmayı kolaylaştırıcı etkisi olduğu ileri sürülen testosteron hormonu erkeklerde kadınlardan (doğal olarak) çok daha yüksek. Ayrıca erkeklerin iyi kolesterol (HDL) seviyeleri kadınlara oranla bir hayli düşük. Erkekler karın çevresinden yağlanmaya, glikoz tolerans bozukluğu ve hipertansiyona yakalanmaya kadınlara oranla daha eğilimliler. Sözün kısası erkekler zaten yapısal olarak damar hastalıklarına yani kalp krizi ve felç gibi sorunlara daha açıklar. Yani birazcık imalat kusurları var!

ERKEK DOĞMAK DAHA RİSKLİ

Erkeklerin riskleri bununla da bitmiyor. İş stresleri daha yüksek, sosyal iletişimleri ise bir hayli bozuk. Arkadaş ve aileden destek alma konusunda oldukça beceriksizler. Duygularında samimi olduklarını, arkadaşlıklarını köklü tuttuklarını söylemek de zor. Kadınlara oranla daha kolay endişelenen, korkan ama daha zor sevinen, zor inanan ve hoşgören, az bağışlayan bir ruhsal organizasyonları var. Ayrıca kadınlardan daha agresifler. Şiddet ve hiddet skorları daha yüksek. Gereksiz riskleri kolayca alabiliyorlar. Sigara ve alkol kullanımı, araçlarda kemer bağlamamak, kondom kullanmamak gibi risk azaltıcı önlemleri pek önemsemiyorlar. Doktorlara hasta olunca bile pek gitmiyorlar. Düzenli tetkik yaptırma alışkanlıkları da kadınlara oranla bir hayli düşük.

DAHASI VAR

Erkeklerin sorunları bunlarla da bitmiyor. Erkekler gereksiz yere risk alma dışında kişisel bakımlarında da oldukça ciddi sorunlar yaşıyor. Bu sorun özellikle orta yaşlarda daha da belirginleşiyor. Kısacası, uzmanlar erkeklerin bu tavırlarını başını kuma gömmüş deve kuşlarına benzetiyor ve bu durumu deve kuşu sendromu diye adlandırıyor. Maço tavırları nedeniyle uslanmaz sigara tüketicisi John Wayne bu sendromun en önemli örneği. Belki de bu nedenle sendromun ikinci bir adı daha var : John Wayne Sendromu.

ERKEKLERE 10 EMİR

Dr. Harvey Simon erkeklere bu sendromdan korunmak için bir yol haritası hazırlamış ve 10 kuralı mutlaka uygulamalarını istemiş. Devekuşu sendromuna yakalanmak istemeyen bir erkekseniz bu öğütleri tutmanızda yarar var.

1. Tütün ürünlerinden uzak durun.
2. Alkol kullanmayın ya da iyice azaltın.
3. Düzenli egzersiz yapın.
4. Doğru beslenin.
5. Stresinizi iyi yönetin.
6. Vücut yağ oranınızı azaltın.
7. Emniyet kemeri takmayı unutmayın.
8. Radyasyon ve ultraviyole kaynaklarından, kimyasal ve çevresel zararlardan uzak durun.
9. Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunun.
10. Vücudunuzu dinlemeyi öğrenin. Herhangi bir işaret alırsanız, hemen doktorunuzla görüşün.

 ANDROPOZ 

Türk toplumu menopozlu kadınlara gösterdiği ilgiyi şimdiye kadar erkeklerden esirgemiştir! Kadınların menopoz dönemi sorunlarını araştıran, çözüm yolları arayan menopoz dernekleri var. Erkeklerin dernek kurmak bir tarafa bu konuda sesleri bile çıkmıyor.

Yaşlanma sürecinin doğal bir parçası olan andropoz aslında birçok erkeği hiç etkilemiyor. Çoğu erkek böyle bir dönemin farkında bile değil. Kas gücündeki azalmayı, karnındaki yağlanmayı, dikkatindeki dağılmayı, uyku sorunları veya kas-kemik ağrılarını başka sebeplere bağlıyor. Bazı erkekler de yaşadığı cinsel sorunları ya normal kabul edip boyun eğiyor ya da saklama telaşına giriyor. Bunun nedeni biraz da sürecin özelliği ile ilgili. Erkekler kadınlarda olduğu gibi tam bir hormonal kesilme yaşamıyor. Erkeklerde yavaş ilerleyen ve yaşlandıkça belirginleşen bir testosteron hormonu kaybı söz konusu. Bu yavaş ama ilerleyici kayıp çoğu kez bir sorun çıkmadan geçiştiriliyor. Erkeklerde de, kaybedilen testosteronun yerine konması mümkün. Bu durum "hormon yerine koyma tedavisi" olarak biliniyor. Hormon eksikliğini gidermede ağız veya cilt yoluyla kullanılan güvenli tablet ve kremler var.

Hormon yerine koyma tedavisi her erkek için gerekli mi sorusunu ürologlar "hayır" diye yanıtlıyor. Prostat kanseri şüphesi olanlarda, prostat büyümesi nedeniyle idrar boşaltmada ciddi sorunlar yaşayanlarda, psikiyatrik problemleri bulunanlarda, karaciğer yetmezliği gibi organ yetersizliği belirlenenlerde testosteron ile yerine koyma tedavisini zararlı buluyorlar. Uzmanlar testosteronu gerekli durumlarda mutlaka kullanıyor.

CİNSELLİK SONSUZA DEK MÜMKÜNDÜR

Bir kez daha hatırlatalım: Cinsellik sağlıklı yaşayan, doğru beslenen, düzenli aktivitesi olan, sigara ve alkol kullanmayan, stres yönetiminde başarılı erkeklerde 80'li yaşlarda bile sorun olmuyor. Bunlar andropoz sorunlarını neredeyse hiç yaşamıyor. Massachusetts Andropoz Araştırmaları'nda bazı fiziksel düşüşler nedeniyle cinsel tatminin yaşlılıkla birlikte azaldığı düşüncesinin yanlış olduğu anlaşılmıştır. İnsanlar yaşlandıkça daha az cinsel ilişkiye girdiklerinden bir algı yanılgısı ortaya çıkıyor. Bu araştırmanın sonuçlarına göre tam tersine, cinsel tatminin kalitesi yaşla birlikte bir miktar artıyor bile. Çünkü yaş cinsellik konusunda bilgi, deneyim ve tecrübe kazanılmasını sağlıyor.

Yaşının getirdiği değişiklikleri kabul eden, hayatı gerektiği gibi yaşayan, değerlendiren erkeklerde andropoz dönemi cinsel güçte ciddi bir azalmaya neden olmuyor. Erkeklik cinsellikle başlamadığı gibi cinsellikle de bitmiyor. Andropozu lütfen bir iktidar savaşı olarak görmeyin.

ANDROPOZ REÇETENİZ

- Kilo fazlalığı sorununuz varsa en kısa zamanda çözmeye çalışın.
- Bir egzersiz programı oluşturun. İşe her gün 30-35 dakikalık sıkı bir yürüyüşle başlayın.
- Protein tüketiminizi kontrol edin. Yeteri kadar protein almıyorsanız, eksiğinizi giderin. Özellikle kırmızı veya beyaz et gibi hayvansal proteinleri yeteri kadar tüketin. Kırmızı eti haftada 2 kez ve yağsız bölümlerinden tüketmenizde fayda var.
- Dinlenmeye, eğlenmeye zaman ayırın. Tatillerinizi iyi değerlendirin.
- Uyku sorunlarınız varsa,  doktorunuzdan yardım isteyin.
- B6, B1 ve E vitaminleri ile çinko desteklerinden istifade edin.
- Yorgunsanız ginseng, ginkgo biloba ve argininden de yararlanabilirsiniz.
- Olumlu, keyifli, eğlenceli biri olmaya gayret edin. Kitap okuyun, sinemaya gidin, briç ve satranç gibi oyunlar oynayın.
- Kullandığınız ilaçları gözden geçirin. Cinsel yaşamı etkileyenleri varsa doktorunuzdan yardım isteyin.
- Testosteron seviyenizi kontrol ettirin.
- Bütün bunlar sorununuzu gidermiyorsa bir uzmandan (üroloji veya endokrinoloji) yardım istemekten çekinmeyin.
 
UNUTMAYIN

TESTOSTERON AZLIĞININ TEDAVİSİ MÜMKÜN

    Testosteron düşüklüğünü "fizyolojik düzeyde kalması koşuluyla" yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak kabul etmek gerekiyor. Ama testosteron seviyesinde beklenenden hızlı bir düşme varsa, nedeni mutlaka araştırılmalıdır. Eğer testosteron eksikliği ile ilişkili ciddi yakınmalar da ortaya çıkmışsa, yaşla ilişkili olsa bile testosteron eksikliğinin tedavisi yapılmalıdır. Testosteron eksikliğinin mevcudiyetini gösteren belirtilerden rahatsızlık duyuyorsanız, problemlerinizi çözmede size yardımcı olabilecek bir uzmanla görüşmenizde yarar vardır. Bir üroloji uzmanı -özellikle androloji konusunda deneyimli olanlar- veya endokrinolog sorununuzu çözme ve yönetmede size daha çok yardımcı olacaktır. Uzman, deneyimli bir hekim ve bilinçli bir hastanın işbirliği testosteron eksikliğini ortadan kaldırır.

BİR BİLGİ

CİNSEL GÜÇ KAYBININ BAŞKA SEBEPLERİ DE VAR

Testosteron hormonunun erkeklerde önemli görevleri var. Cinsel fonksiyonların gelişmesi, korunması ve sürdürülmesi, cinselliğin uyarılmasında bu hormon ciddi bir rol üstlenir. Testosteron eksikliğinde cinsel ilişki isteğinin azalması, cinsel aktivitenin baskılanması bundandır. Testosteron seviyesindeki azalma beklenenden daha hızlı ve yoğun olduğunda erkek cinselliğinde ciddi fırtınalar yaşanır. Hemen belirtelim: Cinsel arzuyu ve gücü etkileyen sadece testosteron hormonu değildir. Ruhsal kökenli hastalıklar (depresyon, akut anksiyete…), yaşanan bazı sağlık sorunları, özellikle hormonal problemler (şeker hastalığı, tiroid bezi hastalıkları, hipofiz bezi hastalıkları), damarsal sorunlar ve metabolizma ile ilişkili problemler de cinsel yaşamı olumsuz yönde etkileyebilir. Bazı ilaçların (antidepresanlar, uyku ilaçları, betablokerler, idrar söktürücüler…) ve besin desteklerinin de (pasion flower) cinsel yaşamın tadını kaçırabileceği biliniyor.

KORKMAYIN

 
Korkularınızı ve kaygılarınızı yenemiyor musunuz, üzüntünüzle başa çıkamıyor musunuz? Bu yöntemi mutlaka deneyin.

 Klinik psikologlar karşılarına gelen sorunların çözümü için o kişiye göre bir teknik kullanmayı tercih ediyorlar. Pek çok seçenekten biri de 'Enerji psikolojisi tekniği' olan EFT'dir.

Yaklaşık 7000 yıllık bir geçmişi olan EFT kişilerde yüz güldürücü sonuçlar aldırıyor. EFT tekniği akupunktur tekniğinde kullanılan bölgelere parmaklarla minik dokunuşlarla kullanılan bir teknik ancak sadece bundan ibaret değil. Kendi içinde açılımlara sahip bir psikoterapi tekniği...

EFT tekniğini başarı ile uygulayan Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi'nden Uzman Klinik Psikolog Yıldız Burkovik, "Hastada bir korku ya da kaygı varsa, geçirilmiş bir travma, stresle baş edememe, sürekli geçmişin göz önüne gelmesi ile yaşamı daha da kalitesizleştiren hatıralar varsa ETF tekniği sayesinde bunların yok edebilmesi mümkün olmaktadır" diyor ve ekliyor: "Bu işi insan psikolojisini bilen, klinisyen olan, psikoterapi tecrübesi olan kişilerin psikoterapi sırasında gerekli gördüğü zaman ihtiyaca göre yapması gerekir."

Burkovik, insan yaşamını çekilmez kılan, kişiyi her zaman etkisinde tutan, travmalar ve sonrasında oluşan stres bozukluğu durumlarının önemli olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:

"İnsanın bir çatışma sırasında yanındaki kişinin öldüğünü görmesi, deprem gibi

Psikolog Yıldız Burkovik

büyük afetlerde yaralanması ve bu felaketlerde kurtarıcı olarak çalışırken depreme maruz kalanların acı ve iniltili seslerini duyanların durumları sürekli stres altında geçiyor. Bu sahneler beyinlerinde sürekli kalıyor ve her zaman zihinlerine geliyor. Yine bir evladını kaybeden kişinin keşkeleri, nedenleri kişiye çok ızdırap verir. İftiralara maruz kalanların gerçeği bir türlü anlatamamalarından ötürü çektikleri sıkıntılarda kişiye hayatı anlamsızlaştırır. Gerçek dost bilinenlerin verdikleri zararlar, yaptıkları darbeler, ihanetler, dolandırılmalar, yaşanan hayal kırıklıkları ve acılar her insanın yüreğinde bir yara oluşturur ve kolay kolay kabuk bağlamaz. İşte başa çıkılamayan böylesi durumlarda çözüm yolu bir psikoloji profesyonelinden EFT yardımı almak önem kazanmaktadır.

Bu yöntem vücudun enerji meridyenlerinin uç noktalarına parmak uçlarıyla vurmaktan ibarettir. EFT'nin prosedürüne uyulması, sistemin düzenli uygulanması, doğru sözcükleri kullanılması, asıl kaynağa inilebilmesi açısından önemlidir. Bu nedenle düzenleyen kişinin hekim, psikiyatrist ya da psikolog olması çok daha yarar sağlamaktadır. Kişi EFT tedavisi sırasında katarsis dediğimiz duygusal boşalmalar yaşarlar bunu toparlamak ve kontrol altına almak için sağlıkçı olmak kolaylaştırıcıdır. Çift kişilik, paranoya, şizofreni ve diğer ruhsal rahatsızlıklar gibi ciddi psikolojik sorunlar nedeniyle kişiler daha şiddetli keder yaşayabilirler. Bu durumlarda deneyimli bir psikolog ve psikiyatristin yaklaşımı önemlidir. Kimi travmatize olaylardan sonra süreçler ağır olabilir. Tek çözümün kendini hayattan çekmesi olduğuna inanan kişi kendisine acı veren kişiye dair büyük bir öfke ile dolabilir ve o kişiye zarar verebilir. EFT yapan terapist bu durumu fark eder ve hem kendisinin zarar görmemesi hem de karşı tarafa zarar vermesini engellemek için üzerindeki olumsuz yükü atmasını sağlamalıdır. Stanford mezunu bir mühendis olan Gary Craig'in 90'lı yıllarda geliştirdiği bu teknik sadece psikoloji ve psikiyatri alanında değil birçok başka rahatsızlıklarda da kullanılmaktadır.

Gary Graig EFT için konuşma terapisi gibidir, ancak problemlerin daha çabuk ortaya konmasını ve çözülmesini sağlar, kognitif davranış terapileri ile de beraber kullanılabilir, olayların ardından kognitif yer değişimlerini bulmanızı ve yaratıcı olmanızı sağlar, Hipnozu derinleştirmekte de yardımcı olur demektedir.

EFT olarak kısaltılan bu teknik 'Duygusal Özgürleşme Tekniği' (Emotional Freedom Technique) dir. Biriken duygu yükünü bıraktırmayı amaçlar. Çocuklardan yaşlılara kadar uygun olan her kişide kullanılmaktadır. Yıldız Burkovik'e göre EFT'de birçok teknik iç içe geçmiştir. Topluluk önünde konuşma korkusu, bir başka kişiye duyulan öfke, vücutta herhangi bir ağrının sürekli ortaya çıkması ve hayatı çekilmez kılması, uykuda huzursuzluk, herhangi bir bağımlılık, çeşitli korkular ve kaygılar, hayal kırıklıkları, sınav kaygısı gibi pek çok alanda kullanılabilir.

Uyguladığı hastalarda kişileri şaşırtacak derecede yüz güldürücü ve hızlı sonuçlar aldığını belirten Burkovik son olarak şunları söyledi: EFT fobik korkuların mantıksız kısımlarını ortadan kaldırmakta, ama normal tedbiri azaltmamaktadır. Ayrıca EFT tekniğini sadece geçmişte ve şimdi yaşanan problemler için değil, gelecekteki hedeflerimiz için de kullanabiliriz. Sonuç olarak diyebilirim ki, EFT gerçekten keşfedilmeyi ve uygulamayı, aynı zamanda da sahiplenmeyi hak eden bir tekniktir."

BAYRAM NAMAZI SAATLERİ

  6 Aralık 2008
Kurban Bayramı namazı, Ankara'da 07.43'te, İstanbul'da 08.02'de, İzmir'de 08.00'de, Edirne'de 08.14'te Hakkari'de ise 06.51'de kılınacak.

      
 Diyanet İşleri Başkanlığından aldığı bilgiye göre, illerdeki bayram namazı saatleri şöyle:

Adana: 07.23, Adıyaman: 07.13, Afyonkarahisar: 07.48, Ağrı: 07.01, Aksaray: 07.32, Amasya: 07.33, Ankara: 07.43, Antalya: 07.41, Ardahan: 07.08, Artvin: 07.12, Aydın: 07.55, Balıkesir: 08.02, Bartın: 07.51, Batman: 07.03, Bayburt: 07.14, Bilecik: 07.55, Bingöl: 07.08, Bitlis: 07.00, Bolu: 07.51, Burdur: 07.45, Bursa: 07.59, Çanakkale: 08.09, Çankırı: 07.42, Çorum: 07.36, Denizli: 07.50, Diyarbakır: 07.06, Düzce: 07.53, Edirne: 08.14, Elazığ: 07.13, Erzincan: 07.15, Erzurum: 07.09, Eskişehir: 07.51, Gaziantep: 07.15, Giresun: 07.24, Gümüşhane: 07.18, Hakkari: 06.51, Hatay: 07.17, Isparta: 07.44, Mersin: 07.25, Iğdır: 06.58, İstanbul: 08.02, İzmir: 08.00, Karabük: 07.48, Karaman: 07.32, Kars: 07.05, Kastamonu: 07.44, Kayseri: 07.28, Kırıkkale: 07.40, Kırklareli: 08.12, Kırşehir: 07.35, Kilis: 07.14, Kocaeli: 07.58, Konya: 07.37, Kütahya: 07.52, Malatya: 07.15, Manisa: 07.59, Kahramanmaraş: 07.18, Mardin: 07.02, Muğla: 07.51, Muş: 07.04, Nevşehir: 07.30, Niğde: 07.28, Ordu: 07.27, Osmaniye: 07.19, Rize: 07.16, Sakarya: 07.56, Samsun: 07.34, Siirt: 06.59, Sinop: 07.42, Sivas: 07.25, Şırnak: 06.56, Tekirdağ: 08.08, Tokat: 07.29, Trabzon: 07.19, Tunceli: 07.13, Şanlıurfa: 07.09, Uşak: 07.52, Van: 06.55, Yalova: 08.00, Yozgat: 07.34, Zonguldak: 07.53.