| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

HABER29

10 "milliyet haber" etiketi kullanan gönderi "milliyet haber" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Öksürük deyip geçmemeli...

öksürük Öksürük, hava yollarını açtığı için aslında faydalıdır, ama uzun sürdüğünde zararlı olabilir. 21 gün sonra öksürüğünüz hâlâ geçmediyse doktora başvurun

Bundan önceki yazımda, Dr. Murat Kınıkoğlu ile gelişmesinde çoklukla sigara içmenin önemli rol oynadığı KOAH denen akciğer hastalığı hakkında konuşmuş ve Dr. Kınıkoğlu’nun anlattıklarını nakletmiştim. Bugün de o yazının devamı olarak öksürük deyip geçmemek lazım geldiğini anlatıyor  Dr. Murat Kınıkoğlu. İşte anlattıkları....
Öksürüğü, yeni başlayan öksürükler ve kronik öksürükler olarak ikiye ayırarak anlatmak uygun olacaktır. Örneğin salı günü bahsettiğim KOAH hastalığının öksürüğü kronik bir öksürüktür, hastalar günler, aylar, yıllar boyu öksürmekten şikâyet ederler. Buna karşılık son günlerde salgın olan gribal enfeksiyonlar ise bir iki hafta süren ve çoğunlukla kendiliğinden geçen öksürüğe neden olurlar. Yeni başlayan (akut) öksürükten kastımız daha önce olmadığı halde (son birkaç hafta) içinde ortaya çıkan öksürüklerdir.

Öksürük şurubuna sarılmayın

Öksürük, ciğerlerimize hava akışını sağlayan yollarda oluşan herhangi bir irritasyona yani tahrişe bağlı olarak meydana gelir. Bazen de hava yolumuza bir şey kaçar, bazen burundan veya genizden bir akıntı aşağıya inince onu çıkarmak isteriz. Öksürük hava yollarının açılması amacını taşıdığı için aslında yararlıdır, ama uzun süreli öksürükler zararlı olabilirler. Bu tip kronik öksürükler astım, kronik bronşit, allerji gibi nedenlere bağlı olabilirler.
Grip sonrası öksürükler, ateş, boğaz yangısı, burun akıntısı, halsizlik gibi bulgularla birlikte veya salgına neden olan virüsün karakterine göre bu belirtilerden birkaç gün sonra ortaya çıkarlar. Genellikle kuru bir öksürük şeklinde olurlar. Bazen birkaç gün sonra akıntının artması ile daha ifrazatlı bir öksürük haline dönüşebilirler. Hemen öksürük şuruplarına başlamayı önermiyorum. Öksürük ilaçları ve şurupların çoğu dekonjestan dediğimiz burun akmasını önleyen maddeler ihtiva eder. Bu ilaçlar, burun içindeki damarları büzerek burnun salgı yapmasını engelledikleri için görüntüde nezlenin şiddeti azalmıştır ama aslında hastalık devam eder, hatta ilaçların mikroplu bölgedeki kanlanmayı önlemesi yüzünden daha kötüye gidebilir.
Sıvı alımını artırın ki biriken mukus yumuşatılıp kolay atılabilsin. Ihlamur kaynatın, sıcak olarak günde en az üç bardak için.
6 bardak suya; 1 çay kaşığı nane,  1 çay kaşığı kekik, 3 tane papatya çiçeği,  1 çorba kaşığı ıhlamur koyup 10 dakika kaynatın, sıcak olarak günde birkaç bardak için.
Ne yaparsanız yapın, grip sonrası öksürüklerin iki üç hafta kadar devam edebileceğini unutmayın.

sağlık vaat eden meyva ve sebzeler

kivi KİVİ
Kış meyvelerinden olup, soğuk algınlığı gibi hastalıklardan korunmamız için bize yardımcı olacak çok iyi bir vitamin deposudur. Bileşimindeki vitaminlerden en önemlileri A ve C vitaminleridir. Ayrıca kansere karşı koruyuculuk gösteren lutein’i de bol miktarda içerir. Bir porsiyonda (100 gr.) yaklaşık 30 kalori vardır.

NAR
Antioksidan kapasitesi oldukça zengin olan nar önemli miktarda da potasyum, lif, C ve A vitamini ve niasin içerir. Zengin vitamin, mineral içeriği ile de kış mevsiminin vazgeçilmezleri arasından yer almaktadır. Ayrıca nar, kış aylarında bağışıklık sistemini de güçlendirdiği için gribe karşı koruyucu olarak tüketilmesi gerekli olan bir meyvedir. İçeriğinde bulunan besin öğeleri ile kolesterolü düşürür, kalp sağlığını korur ve antioksidan içeriğinin gücü ile de kansere karşı koruyucu etki yaratır. 100 mL nar suyu, 100 mL kırmızı şaraba veya 100 mL yeşil çaya göre 2 - 3 kat daha fazla antioksidan kapasite gösterir. Narın aynı zamanda kan yapıcı, idrar söktürücü, enerji verici ve tansiyon düşürücü etkisi bulunmaktadır. 1 porsiyon meyve karşılığı olarak; yarım  küçük boy tüketebilirsiniz.

PORTAKAL
Kış mevsiminin vazgeçilmez meyveleri arasında yer alan portakal özellikle içerdiği zengin C vitamini ile hastalıklara karşı vücudun savunmaortakal  mekanizmasını kuvvetlendirir. Portakal, C vitamininin yanı sıra B vitamini, potasyum, kalsiyum, magnezyum da içermektedir. İçerdiği yüksek potasyum tansiyonun dengelenmesine yardımcı olur. Bunların dışında da, damarları ve kılcal damarları güçlendirerek kalbin zarar görmesini engeller. Ayrıca, içerdiği vitaminler ve antioksidanlar sayesinde de, kanın pıhtılaşmasını engeller, mide ve pankreas kanserine karşı koruyucudur ve yaraların daha çabuk iyileşmesini sağlar. Portakalda bulunan en önemli flavon olan herperidin kandaki kolesterol seviyesini azaltmaktadır. 1 porsiyon meyve karşılığı olarak; 1 orta boy tüketebilirsiniz.

MANDALİNA

Mandalina, içerdiği C vitami-niyle, bedenimizin hastalıklara karşı direnme gücünü artırır. Yüksek orandaki potasyum içeriğiyle yüksek tansiyonu düşürmeye yardımcı olur. Kalp hastalıklarına karşı iyi bir ilaç olma özelliği taşır, çünkü kötü kolesterol düzeyini düşürür. Kılcal damarlardaki kan dolaşımını hızlandırır. Damar hastalıklarına karşı bedeni korur. 1 porsiyon meyve karşılığı olarak; 2 küçük boy mandaline tüketebilirsiniz.

BROKOLİ
Kansere karşı koruyucu bir etkisi vardır. A vitamini ve birçok antioksidan için zengin bir kaynaktır. Brokoli ve domates ayrı ayrı kansere karşı etkinliği tanınmış iki sebze, ancak yeni bir araştırma ikisinin günlük diyette beraber tüketiminin prostat kanserine karşı daha da etkin olduğunu ortaya koydu. Brokoliyi bol domatesle pişirin. Brokoli ayrıca mide sağlığını da destekliyor.

Yapılan bir çalışmanın sonucunda araştırmacılar sulforapan açısından zengin brokoli tüketiminin ülserin birincil nedeni olan H. Pilori enfeksiyonunu önleyebileceği sonucuna vardılar. Sulforapan ayrıca güneşten zarar görmüş cildin onarılmasında da yardımcı oluyor. Bu da brokoli tüketiminin cilt kanseri riskini azaltabileceği anlamına geliyor. Pişmiş 250 gram brokoli, içerdiği 74 mg kalsiyum ve 123 miligram C vitamini nedeniyle kemikleri güçlendirmek açısından da faydalı.

KARNABAHAR
C vitaminin çok iyi bir kaynağı olan karnabahar, aynı zamanda folat, B5, B6 vitamini ve potasyum, manganez ve omega-3 yağ asidi içinde iyi bir kaynaktır. Lif içeriği yüksek ve düşük kalorilidir. 100 gramında; 27 kalori içermektedir. Prostat, kolorektal ve akciğer kanseri risklerini azaltmaktadır.
Pişirme iler birlikte folatın yüzde 20’si kaybolmaktadır. Uzun süre pişirilmesi lapalaşmasına neden olur, ayrıca kükürtlü bileşenlerini dışarıya bıraktığı için istenmeyen koku ve acı bir tat oluşur. Buharda veya az suda pişirme tercih edilmelidir. Tüm lahana grubundaki besinler gibi enzimlerin aktivitelerini artırarak, karsinojen maddeleri yok eder. Özellikle içerdiği sulforapan ve izotiyosiyanat ile karaciğer aktivitesini arttırıp toksik maddelerin vücuttan atılmasını sağlar.

LAHANA
Diyet lifinin, manganez, folat, B6 vitamini, potasyum ve omega-3 yağ asitlerinin çok iyi bir kaynağı olan lahana aynı zamanda B1 (tiamin), B2 (riboflavin), kalsiyum, A vitamini ve proteinin de iyi bir kaynağıdır. 100 gramında 24 kalori içerir. 150 gram beyaz lahana günlük K vitamini ihtiyacının yüzde 91,7’sini, C vitamini ihtiyacının ise yüzde 50,3’ünü karşılar. Lahana C vitamininde iyi bir kaynağı olmasının yanı sıra, içeriğindeki indol, bioflavanid, monoterpenler ve diğer maddelerle tümörlerin büyümesini engeller ve hücreleri serbest radikallere karşı korur. Özellikle akciğer, mide ve kolon kanserine karşı koruyucu etki gösterir.

Beş yıldızlı bir otel gibi

fatih Yolcuların, iç dizaynı ve temiz ortamıyla beş yıldızlı bir otele benzettiği Fatih vapurunda engelli tuvaletinin, revir ve bebek bakım odasının kapıları ancak talep üzerine açılıyor

İstanbulluların oylarını vererek seçtiği, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da ilk yolcularından biri olduğu “Fatih” vapurunun, Beşiktaş-Kadıköy seferinde Milliyet muhabiri de yolcular arasındaydı.
“Haydi İstanbul Vapurunu Seç” kampanyasında İstanbulluların oylarıyla 8 model arasından belirlenen 4 numaralı şehir hatları vapuru olan Fatih, 9.3 milyon dolara mal oldu. 31 Ocak 2009’de Sirkeci’de düzenlenen ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı törenle hizmete giren Fatih, şehiriçi seferlerine her gün 09.00-14.20 saatleri arasında Beşiktaş-Kadıköy’le başladı. 
Modern iç dizaynı, rahat koltukları, plazma televizyonları, ferah ortamı, sessiz ve sarsıntısız yolculuğuyla öteki vapurları kıskandıracak donanımına rağmen yeni vapur, hizmet karnesinde üç kırık notu birden aldı. Zira, Fatih vapurunda engelli tuvaleti, revir ve bebek bakım odası kilitliydi. Görevliler, “insanların kötü kullanımını önlemek” için bunları kilitli tutuklarını, istenirse açtıklarını söyledi.

TECAVÜZ ETMEK İSTEDİ

KIZLARIMA TECAVÜZ ETMEK İSTEDİ

tecavüs etmek istedi İzmir'de işadamını boğup cesedini yakmakla suçlanan sevgilinin iddiası; "Kızlarıma tecavüz etmek istedi"

İZMİR'in Çeşme İlçesi'nde, geçen yıl Temmuz ayında işadamı Hüseyin İltaş'ı iple boğup, ardından yakarak öldürdükleri iddia edilen aşk yaşadığı F.E., kızı M.E., ile Ö.G., ve H.E.'nin ağırlaştırılmış ömürboyu hapis cezası istemiyle yargılanmasına başlanırken, taraflar birbirini suçladı. F.E., birlikte olduğu işadamının kızlarına tecavüz etmek istediğini iddia etti.

Olayı soruşturan Cumhuriyet Savcısı Nihal Fındık, tutuklu sanıklar M.E., F.E., Ö.G. ve H.E. ile diğer tutuksuz 4 sanık hakkında ağır ceza mahkemesinde dava açtı. İzmir 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılan ilk duruşmaya haklarında `Tasarlayarak canavarca hisle öldürme ve bu suça azmettirme' suçlarından, ağırlaştırılmış ömürboyu hapis cezası istemiyle dava açılan tutuklu 4 sanık ile tutuksuz yargılanan sanıklar ve ölen işadamının eşi Nermin İltaş ile tarafların avukatları katıldı.

FARKLI CİNSEL İSTEKLERİ VARDI

F.E., Hüseyin İltaş'ın farklı cinsel isteklerde bulunması, kızı M.E.'ye de tacizde bulunup eziyet etmesi nedeniyle öldürüldüğünü belirtti. F.E., ifadesinde "Yedi yıl önce kendisiyle tanıştım. Genelde benim oturduğum evde birlikte oluyorduk. Bir yıl sonra evli olduğunu öğrendim. Ben uyurken kızım A.E.'nin, daha sonra da büyük kızım M.E.'nin göğüslerini okşarken yakaladım. Birlikteliğimizden çocuğumuz doğdu. Değişik cinsel istekleri vardı. Eve travestiler getirip birlikte seks yapıyordu. Kızlarımla cinsel ilişkiye girmek istiyordu. Kızım M.E.'nin psikolojisi bozuldu, Hüseyin'i öldürmek istediğini söyledi. Bir gece evimde Ö.G. ve H.E.'nin, Hüseyin'in ağzına yastık dayayıp öldürmeye çalıştıklarını gördüm. Öldürme olayını kızım planlamış. Benim bir şeyden haberim yok" dedi.

M.E. ise, "Hüseyin İltaş'ı anneme ve bize kötü davranıp, cinsel istismarda bulunması nedeniyle öldürtmeye karar verdim. Ö.G., ile görüşüp 5 bin TL'ye anlaştım. Eğlenceden geldiği bir gece Ö.G. ve H.E. yastık ve iple boğup öldürdüler. Cesedini, çuval içinde otomobilinin bagajına koydular. Yakma görüntülerini bana izletiler. Korktuğum için yargıya bildirmedim" dedi.

Ö.G., ise "Olay gecesi M.E., mesaj atıp beni eve çağırdı. Yerde çuval içerisinde battaniyeye sarılı eşyayı arabaya taşımamı istediler. Kanlar akınca ceset olduğunu anladım. Ama M.E.'nin elinde tabanca vardı, kimseye söylemememi istedi. Cesedi Çeşme'ye götürdük. Midem bulanınca deniz kıyısına gittim. Geri döndüğümde dumanlar çıkıyordu" dedi. H.E., ise olay gecesi haplı olduğunu, hayal meyal hatırladığını söyledi. H.E., "Bizi eve M.E., aldı. Ö.G. ve bana yastık ile ip verdi. Bizi Hüseyin'i yatak odasında öldürürken, annesiyle kızı da bizi kapıdan izliyordu. Çuval içerisindeki cesedi Çeşme'ye götürdük. Çalı çırpı koyup yaktık. Ö.G., bu anı benim cep telefonuma kaydetti. Bu işi hep birlikte yaptık" dedi.

Nermin İltaş, ise eşinin düzenli bir hayatı olduğunu, belirtip tüm sanıklardan şikayetçi olduğunu söyledi.

SAPIK BABA

sapık baba SAPIK BABAYI AKRABALARI ÖLDÜRESİYE DÖVDÜ!

Kütahya’nın Altıntaş ilçesinde, 15 yaşındaki öz kızını kandırarak 4 yıldır cinsel ilişkide bulunduğu iddia edilen, olayı öğrenen yakınları tarafından darbedilen kişi hastaneye kaldırıldı. AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, ilçeye bağlı Oysu köyünde, E.H. (15), babası Y.H’nin (45) kendisini kandırarak 4 yıldır cinsel ilişkide bulunduğunu 3 gün önce teyzesine söyledi. Daha sonra kızıyla cinsel ilişkide bulunduğunu gören yakınları Y.H’yi darbetti. Altıntaş Devlet Hastanesine kaldırılan ve buradaki ilk müdahalenin ardından Kütahya Devlet Hastanesi Beyin Cerrahi Servisine sevk edilen Y.H’nin hayati tehlikesi bulunmadığı belirtildi. Y.H’nin taburcu edilince adliyeye sevk edileceği bildirildi.

Fenerbahçe Abdülkadir Kayalı ile 4.5 yıllık sözleşme imzaladı

Fenerbahçe’nin, Ankaragücü’nün genç futbolcusu Abdülkadir Kayalı’yı renklerine bağladığı bildirildi.
         Abdülkadir Kayalı’nın menajeri Haluk Canatar, 18 yaşındaki futbolcu için yurt dışı ve yurt içinden birçok transfer teklifi geldiğini belirterek, "Fenerbahçe Kulübü’nün ciddi ve profesyonel yaklaşımı neticesinde, doğru adresin Fenerbahçe olduğuna karar verdik. Fenerbahçe Kulübü ile 4.5 yıllık sözleşme imzaladık" diye konuştu.
         Menajer Canatar, Abdülkadir’in, İngiltere Premier Ligi’nde mücadele eden Chelsea ve Manchester City’nin de transfer listesinde olduğunu iddia ederken, ancak tercihlerini transfere ciddi yaklaşan Fenerbahçe’den yana yaptıklarını dile getirdi.

"DÜNYANIN EN BÜYÜK KULÜBÜNDE FUTBOL OYNAMAYA GELDİM"

Ankaragücü’nden bugün 4.5 yıllık sözleşmeye imza atarak Fenerbahçe’ye transfer olan genç milli futbolcu Abdülkadir Kayalı, "Dünyanın en büyük kulübünde futbol oynamaya geldim" dedi.
         Kayalı, Fenerbahçe ile sözleşme imzaladıktan sonra AA muhabirine yaptığı açıklamada, çok heyecanlı olduğunu belirterek, "Fenerbahçe gibi büyük bir kulüpte oynamak her futbolcunun hayalidir. Ben, bu büyük formaya genç yaşta kavuştuğum için çok mutluyum. Bu formayı üzerimden hiç çıkartmamak için çok çalışacağım" diye konuştu.
         15 yaşından itibaren oynadığı milli takımlarda kaptanlık yapan Kayalı, bundan sonra Fenerbahçe’nin ve Milli Takım’ın değişmez futbolcusu olmak istediğini söyledi.
         Ankaragücü camiasını hiçbir zaman unutmayacağını ifade eden 18 yaşındaki futbolcu, başta kendisini yetiştiren antrenörü Arif Peçenek olmak üzere kendisini bugünlere getiren herkese teşekkür etti.

İnternet kullanıcılarına müjde

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Yargıtayın baz istasyonlarının yerleşim yerlerinden uzak bir yere taşınmasına hükmetmesine ilişkin, "Haberleşmenin kesintisiz sağlanması için baz istasyonları şarttır. Bunlar olmazsa haberleşme olmaz. Ya cep telefonlarından vazgeçeceğiz ya da baz istasyonları ile yaşamaya alışacağız" dedi.
Yıldırım, Swissotel’de Ulaştırma Bakanlığının 2008 faaliyetlerine ilişkin düzenlediği basın toplantısının ardından, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Yıldırım, "Youtube" internet sitesinin yasağına ilişkin soruyu yanıtlarken, söz konusu firmanın yetkilileriyle görüştüklerini söyledi. Amaçlarının asla yasak getirmek değil, suçlarla suç oluşmadan mücadele etmek olduğunu anlatan Yıldırım, yasakların yargı kararı ile getirildiğini, yargı kararlarına da müdahalenin söz konusu olmadığını dile getirdi. Yıldırım, şöyle devam etti:
"Bakın, yerel seçimlerle ilgili hükümet bir düzenleme yaptı. Anayasa Mahkemesi de bunu uygun olarak telaki etti. Ama Danıştay bunu bozdu. YSK da önce kabul etti, sonra bu karara uydu. Görüyorsunuz Türkiye’de yürütme, yasama, yargı hepsinin alanları ayrı. Dolayısıyla mahkemelerin verdiği kararı, yine mahkemeler kaldırır ve bu konuda yasal düzenleme değişikliğine gidilir, o zaman kalkar. Buradaki sorun, ilgili kurumun, getirilen bazı düzenlemelere, kurallara uymakta isteksiz davranmasından kaynaklanıyor. Başka ülkelerde yerelleştirme çalışmalarını yaparken, güvenlik belgesi alırken, Türkiye’ye gelince bunları yapmaya yanaşmıyor. Bu da Türk mevzuatına karşı açık bir ihlaldir. Yasak olabilecek içerik kaldırılması gerekirken, bazen site toptan da kapatılabiliyor. Bu, yargıda bilişim ile ilgili suçlara nasıl bakılacağı yönünde tecrübe birikiminin artmasıyla aşabileceğimiz bir konudur. İnternet Kurulu, bir çalışma içerisinde. Biz de bunu Adalet Bakanlığı yoluyla mahkemelere göndereceğiz. Böylece, uygulamadaki yanlış anlaşılmaları da ortadan kaldıracağız. Amaç hiçbir zaman bilgiye erişimi yasaklamak değil ama çocuklarımızı milli değerlerimize açıktan hakaret eden faaliyetlere de seyirci kalamayız."

İSTANBUL BOĞAZI’NA 3. KÖPRÜ
"İstanbul Boğazı’na yapılacak 3. köprünün ihalesi, küresel mali kriz nedeniyle daha sonraya ötelenebilir mi?" sorusu üzerine, İzmit Körfez Geçişini de içeren İzmit-İzmir Otoyolu’nun ihale tekliflerini 9 Nisan’da alacaklarını hatırlattı.
Yıldırım, "Bu bizim için çok önemli bir ölçü olacak. Eğer burada sonuç alırsak, ondan sonra 3. köprü ve diğer otoyol projeleri de bunu takip edecek. Körfez Geçisi ve İzmir Otoyolu ihalesi, YİD projelerine ilişkin bizim için önemli bir gösterge olacak. 3. köprü projesine ilişkin her şey hazır" diye konuştu.

VERGİ İNDİRİMİ
Yıldırım, Özel İletişim Vergisi’nde indirim yapılmasının planlanıp planlanmadığına ilişkin soruyu yanıtlarken, deprem döneminde geçici konan vergilerin, daha sonra kalıcı hale getirildiğini hatırlattı.
Geçen yıl sonunda Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın mobil ve sabit internetteki vergi oranlarının yüzde 5’e düşürüleceğini söylediğini belirten Yıldırım, "Biz bunun takipçisiyiz ve bunu gerçekleştireceğiz. 2009’da hem sabit hem mobil internette indirim olacak. Kriz zamanında hiçbir alanda böyle bir indirim yok" dedi.

TERSANELER
Geçen yıl Tuzla tersanelerinde yaşanan iş kazalarının hatırlatılması üzerine Yıldırım, tersanelere ilişkin bir yönetmelik çıkardıklarını belirtti.
Yıldırım, denizci yetiştiren okul sayısını 17’den 34’e çıkardıklarını, Tuzla’da meslek hastanesi kurduklarını ve 2 meslek okulu, hastane ile yurttan oluşan bir kompleksin temelini attıklarını söyledi.
Binali Yıldırım, tersanelerin küresel mali krizinden en fazla etkilenen sektörlerin başında geldiğini ve sipariş iptallerinin yaşandığını da belirtti.

CHP’DE DİNLEME CİHAZI
Yıldırım, "CHP Genel Merkezi’nde dinleme cihazı bulunduğu" yolundaki haberle ilgili soruyu şöyle yanıtladı:
"Biz dinlemenin hiçbir yerinde yokuz. Anayasa uyarınca, yargı kararı olmadan dinleme yapılamaz. Dinlemeye yetkili kuruluşlar dışında, dinleme hakkı olan hiçbir kuruluş yok. Bunlar da hakim kararı ile dinleme ve sinyal izleme yapabilirler. Bunların dışındakiler suçtur ve 3-5 yıla kadar cezayı gerektirir. Sürekli "dinleniyoruz" diye şuurumuzun bozulması, paranoyaya dönüştürülmesi kabul edilebilir değil. Bütün bu gerçekler ortadayken ısrarla yasal olmayan yollardan bilgilere erişmek, şantaj yapmak ne ahlakidir ne de kanunidir. ’Ana muhalefet partisinde böcek bulunmuş, dinlenmiş’ şeklinde haberler duyuyoruz. Bunun tespiti nedir? Yasal yollara başvurmak, polisi çağırmaktır. ’Polise güvenmiyorum’ deyip, işin içinden çıkmak, siyasi sorumluluğa sığan bir şey değil. Polise hepimizin ihtiyacı var. Polis, asker, jandarma bu ülkenin güvenliğini ve toplumsal barışı sağlamada en önemli kurumlarımızdır. Bunların yıpranmamasına özen göstermemiz lazımdır. Her kurumda yanlış yapan olabilir ama toptancı bir bakışla kurumları kötülemek, bu ülkeye bir fayda sağlamaz."

BAZ İSTASYONLARI
Yıldırım, yönetmeliğe uygun kurulup işletilen baz istasyonlarının "uzun zaman diliminde zarara neden olacağına" karar veren Yargıtay’ın, baz istasyonunun yerleşim yerlerinden uzak, uygun bir yere taşınmasına hükmetmesinin hatırlatılması üzerine, her nimetin bir külfeti olduğunu söyledi. Baz istasyonlarının sağlığa zararlı olduğuna dair şu anda ispatlanmış bir durum olmadığını ifade eden Yıldırım, şunları kaydetti:
"Haberleşmenin kesintisiz sağlanması için baz istasyonları şarttır. Bunlar olmazsa haberleşme olmaz. Ya cep telefonlarından vazgeçeceğiz ya da baz istasyonları ile yaşamaya alışacağız. Kararı vatandaş verecek. ’Kaldırın’ derse, biz hepsini kaldırırız ama ondan sonra haberleşme ne hale gelir onu bilemem. Oylama yapılır, vatandaş ’kaldırın’ derse, hepsini keser atarız, otururuz sen sağ, ben selamet. Ne arayan olur, ne aranan olur, hayat daha sakin olur. Bu işin latifesi. İletişim olmaya devam edecek. Olumsuz etkileri varsa, onları da göz ardı edemeyiz. Gelen şikayetleri değerlendiriyoruz. Mutlak zararlı manyetik alan oluşan yerler varsa, onları mutlaka kaldırıyoruz."

E-İMZA ÜCRETLERİ
Elektronik imza ücretlerinin yüksek olduğunun dile getirilmesi üzerine Yıldırım, sabit e-imzanın yıllık maliyetinin 100 TL civarında, mobil imzada ise bu bedelin "yok gibi" olduğunu söyledi. mobil imza kullanımının yaygınlaştığını dile getiren Yıldırım, "e-imza sertifikası veren kuruluşlar eğer varlıklarını sürdürmek istiyorsa bu tarifelerde ısrar etmeleri, kendilerinin sonunu hazırlamak anlamına gelir. Fiyat politikalarını bir kez daha gözden geçirmeleri iyi olur" diye konuştu.

İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları devam ediyor

Gazze'de ölü sayısı 527'yi aştı

 

azzede İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları hız kesmeden devam ederken ölü sayısı 527'yi aştı. İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni ise yaptığı açıklamada operasyonun "terörle savaş" olduğunu öne sürdü ve "Herkes tarafını seçmek zorunda" diye konuştu.

İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 27 Aralıktan bu yana en az 527 kişi öldü.
İsrail ordu sözcüsü, hava saldırılarının ardından başlayan kara harekatında onlarca Hamas militanının öldürüldüğünü, yaralanan 6 İsrailli askerden ikisinin durumunun ağır olduğunu açıkladı.
Görgü tanıkları, İsrail kuvvetlerinin, Beyt Lahya’nın iç kesimlerine doğru ilerlediğini ve burada yaşayanlara bölgeyi terk etmeleri çağrısında bulunduğunu söylediler.
Gazze Şeridi’nin kuzeyinden ve Gazze kentinin doğusundan çatışma sesleri geldiği belirtiliyor. Hamas, uçak, helikopter ve tanklarla ateş açan İsrail kuvvetlerine RPG ve havan toplarıyla karşılık vermeye çalışıyor.
Gazze kentinin, İsrail kuvvetleri tarafından neredeyse tamamen çember içine alındığı ve Gazze Şeridi’ndeki diğer kesimlerle bağlantısının kesildiği, zırhlı birliklerin, Gazze’ye açılan tüm yolları kontrol altına aldığı belirtiliyor.
Uluslararası topluluk, derhal ateşkes sağlanması çağrılarına devam ederken, İsrail, harekata, Gazze’den İsrail’in güneyine yönelik saldırı azze olasılığını sona erdirinceye kadar devam edileceğini yineledi.
Devam eden saldırılarda, 4 ambulans ile 3 seyyar klinik imha edildi, Hamas liderlerinden Muhammed Ebu Şamala’nın evi yerle bir edildi.
Bu arada 27 Aralıktan bu yana düzenlediği saldırılarda İsrailli 4 sivil ile bir askeri öldüren Hamas, keskin nişancılarının, 6 askeri vurduğunu belirtti.
İsrail polisi, Aşdod ve Berşeba dahil bazı kentlere bugün 24 roketin düştüğünü, ölen veya yaralanan olmadığını açıkladı.
Yardım kuruluşlarının, yabancıların Gazze Şeridi’nden otobüslerle tahliyelerine, güvenlik endişesi gerekçesiyle son verdiği belirtildi.İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni, "Sivil ölümlerini önlemeye çalışıyoruz, ama Hamas sivillerin arkasına saklanıyor" dedi
.

AYNI AİLEDEN 13 KİŞİ İSRAİL TANK ATEŞİNDE ÖLDÜ
Gazze’de, aynı aileden 13 kişi İsrail’in açtığı tank ateşinde hayatını kaybetti.
Sağlık görevlileri, Gazze kentinin doğusunda İsrail tank ateşiyle yerle bir olan evin enkazından Samuni ailesinden 13 kişinin cesedinin çıkarıldığını açıkladı. Ölenler arasında anne ile 3 çocuğunun da bulunduğu belirtildi.
Gazze Şeridi’nde düzenlenen saldırılarla ilgili bazı bilgiler şöyle:
-Hastane yetkilileri, Gazze kentinin doğusunda açılan bir başka tank ateşinde anne ile 3 çocuğunun öldüğünü açıkladı.
-Gazze Şeridi’nin orta kesimlerinde İsrail ateşi sonucu 3 yaşındaki
Filistinli bir kız çocuğu öldü, çocuğun anne ve babası ile diğer akrabaları yaralandı.
-Cebaliye mülteci kampında, bir hastanenin otoparkına açılan tank ateşi maddi zarara yol açtı.
-İsrail, Gazze Şeridi’nde havadan Hamas ve liderlerine karşı saldırıların devam edeceğine dair bildiriler atmayı sürdürdü. Arapça yazılı bildirilerde, halktan evlerini terk ederek kent merkezlerine gitmesi istendi.
-Gazze’den İsrail sahil kenti Aşdod’a yaklaşık 20 roket atıldı.
-İsrail’in 27 Aralıkta başlattığı Gazze saldırılarında 541 Filistinli ve
3 İsrailli sivil ile 2 İsrail askerinin öldüğü açıklandı.
-Filistinli sağlık görevlileri, 3 Ocakta başlayan kara harekatında yaklaşık 60 kişinin öldüğünü, bunlardan 6’sı dışında ölenlerin tümünün sivil olduğunu belirtti.
-İsrail ordu sözcüsü, kara harekatında onlarca Hamas militanının öldüğünü, dün gece 2’si ağır 6 İsrail askerinin yaralandığını açıkladı.
-Beyt Hanun’da, dün ölüleri için yas tutanları hedef alan saldırıda 3 sivil öldü.
-Beach mülteci kampında, dün evlerinin bombalanması sonucu aynı aileden 7 kişi öldü.

İsrail'in mesajı Türkiye'ye mi?

İsrail Dışişleri Bakanı Livni yapılan operasyonun "terörle savaş" olduğunu öne sürdü ve "Herkes tarafını seçmek zorunda" diye konuştu.

İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni, "Sivil ölümlerini önlemeye çalışıyoruz, ama Hamas sivillerin arkasına saklanıyor" dedi.

Livni, AB dışişleri bakanlarıyla yaptığı toplantıdan sonra düzenlediği basın toplantısında, Gazze halkını cezalandırmaya çalışmadıklarını ifade ederken,
Hamas'ı "uluslararası koşulları göz ardı ederek Filistinlilere zarar vermekle" suçladı.

Hamas'ın İran'la ve Hizbullah'la çalıştığını söyleyen Livni, mevcut kriz durumunun sadece İsrail'in kendini savunma hakkı sorunu değil, aynı zamanda aşırı uçlarla ve terörle savaştaki geniş çerçevenin, bu savaşta vatandaşlarına karşı yükümlülüğünün bir parçası olduğunu kaydetti.

Livni, İsrail'in Hamas'la mevcut durum dengesini dengesini değiştirmek istediğini söyledi. Hamas'ın operasyon öncesi İsrail hedeflerine roket ve havan
mermisi saldırılarında bulunduğunu, ancak İsrail'in bütün bunlara karşılık vermediğini hatırlatan Livni, "İsrail saldırıya uğradığında bunun karşılığının olacağını" da vurguladı.

İsrail'in 2005 yılında Gazze Şeridi'ndeki Yahudi yerleşimlerini boşaltarak, bölgeden tümüyle çekildiğini ifade eden Livni, bununla barışa şans
vermeyi amaçladıklarını da kaydetti.

İsrail Dışişleri Bakanı Livni ayrıca yapılan operasyonun "terörle savaş" olduğunu öne sürdü ve "Herkes tarafını seçmek zorunda" diye konuştu.

Kanal d

Kereviz mucizesi!

Tabiat ana kerevize neden bu kadar çok cömert davranmış? Hiçbir sebzede bu kadar çok değişik biyolojik aktivite gösteren etkin madde yoktur.

Değerli okuyucu, hep düşünmüşümdür, neden kerevizde, kimyası birbirlerinden bu kadar farklı madde bir arada toplanmıştır diye... Neden başka hiçbir sebzede bu kadar farklı madde yok? Tabiat ana kerevize neden bu kadar çok cömert davranmış? Hiçbir sebzede bu kadar çok değişik biyolojik aktivite gösteren etkin madde yoktur.
Gerek kokusu nedeniyle, gerekse de damağa pek hitap etmeyen tadından dolayı, ender tüketilen bir sebzedir. Kerevizin kendine özgü kokusu içerdiği phthaliden maddesinden kaynaklanmaktadır.
Kereviz, karaciğerin bilinen tüm sebzeler içerisinde birinci sırayı alan dostudur. Kerevizin bu özelliğinden dolayı yerini hiçbir sebze dolduramaz.  Kan dolaşımının, sindirimin, kan pıhtılaşmasının, hormon dolaşımının ve de pek çok biyokimyasal reaksiyonların oluşmasında  (metabolizma) rol oynayan ve destek çıkan organımız karaciğerdir. Kısaca, karaciğer çok yönlü işlevi olan bir organımız. Bu çok yönlü işlevlerinin olması nedeniyle de karaciğerin sağlıklı çalışması büyük önem kazanmaktadır. İşte kerevizin karaciğer metabolizmasının sağlıklı çalışmasındaki etkinliği hiçbir sebzenin yerine getiremeyeceği bir özelliktir. Siroz hastaları için kereviz mükemmel bir destekleyicidir. 

Mutfaktan eksik etmeyin
Kerevizin siroz hastalığını önleyici özelliğinin olması nedeniyle, siroza dönüşebilme riski olan örneğin hepatit B ve hepatit C hastalarının ve de alkol kullanma alışkanlığı olanların bu sebzeyi haftada en az bir defa kereviz tüketmeleriyle siroza yakalanma veya dönüşme riskini büyük ölçüde engellenmiş olacaktır. Kerevizin tüketilmesi tabii ki bir kür olarak düşünülmelidir. Kerevizin yağ, tuz, soğan ve bazı baharatlar ilave edilerek yapılan yemeğinden siroz hastalığına karşı önleyici ve iyileştirici özelliğinden faydalanmak mümkün değildir.
Karaciğer metabolizması sağlıksız çalışanların veya karaciğer yorgunluğu olanların kerevizi mutfaklarından eksik etmemelerini öneririm.



Gut hastalığı
Gut hastalığına yakalanmış olanların uygulayacakları kereviz kürü mükemmel bir yardımcıdır. Hastalar kürü uygulamaya başladıktan birkaç gün sonra rahatlayabilmektedirler. Gut hastalığı, eski tarihlerden beri Avrupa ülkelerinde zengin hastalığı olarak bilinirdi. Bunun nedeni ise zenginlerin bol bol et tüketmelerinden kaynaklanmaktadır. Büyük İskender, Michelangelo ve Darwin gibi ünlüler gut rahatsızlığı çekmişlerdir. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı sonrası pek ender görülmüştür. Bunun nedeni de savaş sonrası yeterli miktarda etin bulunamamasıydı. Günümüzde sebepleri çok iyi bilinen bu hastalığın modern tıp tarafından tedavisi, verilen ilaçlar ile kolayca mümkündür. Ancak, tekrar etme riski olan bir hastalıktır. Gut şikâyeti olanların deniz ürünlerinden uzak durmaları gerekir. Özellikle karides, ahtapot ve kalamar. Kırmızı et tüketiminde de ölçülü olmaları gerekir. Haftada 2-3 defa öğünlerinizde tüketeceğiniz kereviz, gut hastalığınızı kontrol altına almanızda mükemmel bir destekleyici olacaktır. Kerevizi her türlü baharattan, salçadan uzak, az suda az haşlayıp çok az sıvı yağ ilave ederek
hazırlamak gerekir. Kereviz kürünü
uygularken içine başka sebze
ilave etmeyiniz.

uyarı:
Herhangi bir nedenle tek başına kereviz kürünü uzun müddet (on günden fazla) uygulamak durumunda iseniz, tansiyonunuzu (kan basıncı) zaman zaman ölçtürmeniz gerekir. Çünkü, kereviz kürü uzun müddet kullanıldığı zaman bazı hastalarda tansiyonu yükseltebilmektedir.  Bu nedenle tek başına kereviz kürü uygulamak durumunda olanların tansiyonlarını sık sık kontrol ettirmeleri gerekir. Eğer, tansiyonda bir yükselme gözleniyor ise, kereviz kürünü uygulamaktan vazgeçmeleri gerekir. Özellikle, yüksek tansiyon hastalarının kereviz kürünü uygulamadan önce hekimlerine mutlaka danışmaları gerekir.
Tüm değerli okuyucularımın yeni yılını kutlar, sağlıklarının daim olmasını dilerim.

Dikkat:Buradaki bilgilerin herhangi bir hastalığı teşhis amacı kesinlikle yoktur. Bir rahatsızlığınız var ise, mutlaka bir hekime danışınız.

GÜNÜN KÜRÜ

Siroz ve gut hastalığında önleyici ve tedavi edici
Üç ay boyunca, haftada üç kez birer porsiyon kereviz tüketilecek. Bir porsiyon yaklaşık 300-  350 gram varsayılmıştır. Kerevizin pişirme süresi de çok önemlidir. 6-7 dakika haşlanacaktır. İnce dilimlenmiş 300- 350 gram kerevizi kaynamakta olan iki-üç bardak (300-350 ml) suda  6-7 dakika ağzı kapalı olarak hafif ateşte haşlayınız. Haşlanmış kerevizin kendisi ve suyu öğle veya akşam yemeklerinden yarım saat önce aç karnına tüketilir. Kerevizin kendisini yemekten hoşlanmayanlar için uygulama şekli ise; Yarım litre kaynamakta olan suya (yaklaşık iki su bardağı) ince dilimlenmiş 300 - 350 gram kereviz ilave edilir ve ağzı kapalı olarak hafif ateşte yedi dakika pişirilir. Sadece suyu gün boyu içilir. Daha çok öğle ve akşam yemeklerinden yarım saat önce içmeyi tercih ediniz. Kesinlikle ne tuz ne yağ ne de benzeri herhangi bir